Güç kaybı tazminatı konusunda, Yargıtay’ın pek çok
kararında benimsendiği üzere, uygulamada iki yönlü bir değerlendirme söz
konusudur:
Birincisi, beden gücü eksilen kişinin “kazançlarında
bir azalma olmasa bile”, aynı kazancı elde ederken yaşıtlarına ve aynı işi yapanlara
göre daha fazla “güç-efor” harcayacak olması nedeniyle “güç (efor) kaybı
tazminatı” isteme hakkı vardır, denir. Bu konudaki kararlar artık kökleşmiştir.
İkincisi, hangi yaşta olursa olsun, beden gücü
kaybına uğrayan kişilerin bir işi ve kazançları olmasa bile, günlük yaşamlarını
sürdürürlerken sakatlıkları oranında zorlanacak (güç-efor sarfedecek) olmaları
nedeniyle mutlaka bir tazminat hesabı yapılması gerektiği yönündedir. Bu konuda
en eski kararlar, kendi ev hizmetlerini yapan ev kadınları hakkındadır ve
“haksız eylem sonucu sakat kalan kadın, ev işlerini yaparken sakatlığı oranında
zorlanacağından, asgari ücretler üzerinden işgöremezlik tazminatı
hesaplanmalıdır” denilmiş; dahası ev hizmetleri “yaşam boyu” yapılacağından, ev
kadınının yaşam süresinin sonuna kadar tazminat hesaplanması öngörülmüştür.
Ev kadınları için oluşturulan bu tür kararlar, son
yıllarda yaşlılar, emekliler, bir işi ve kazancı bulunmayanlar hakkında da
oluşturulmaya başlanmış; “kişi günlük yaşamını sürdürüken sakatlığı oranında
zorlanacağından, yaşam süresinin sonuna kadar sakatlık tazminatı hesaplanması
gerektiği” görüşleri ağırlık kazanmıştır.
İleri yaşta ve emeklilik çağındaki kişilerin günlük
yaşamlarını sürdürürlerken sakatlıkları oranında zorlanacak olmaları nedeniyle bir
tazminat hesabı yapılması gerekeceğine ilişkin Yargıtay kararlarından örnekler:
Davacı yaşadığı sürece maluliyeti nedeniyle daha
fazla güç (efor) sarf edecektir. (4.HD.28.12.1998, 7858 E. 10906 K.) - Beden
gücü kaybına uğrayan davacı, emeklilik döneminde de daha fazla güç sarfederek
yaşamını sürdüreceğinden, pasif dönem için de zarar hesabı yapılmalıdır.
(4.HD.14.02.2002, 2001/10857 E. 2002/1844 K.) (4.HD.14.02.2002, 2001/10857 E.
2002/1844 K.) - Davacının beden gücü kaybı nedeniyle tazminatı hesaplanırken
emeklilik (pasif) dönem zararı üzerinde de durulmak gerekir. (11.HD.19.02.2001,
2000/10331 E. 2001/1305 K.) - Davacı beden gücü kaybı nedeniyle pasif dönemde
de daha fazla efor sarf ederek yaşamını sürdürecektir. Bu nedenle, pasif
dönemin de hesaplamada gözetilmesi gerekir. (21.HD. 07.07.2004, 6281 E. 6772
K.)
Bu aşamaya gelindikten sonra artık, haksız ve hukuka
aykırı bir eylem sonucu beden gücü kaybına uğrayanların (sakat bırakılanların)
tümü için, hangi yaşta bulunurlarsa bulunsunlar (çocuk-yaşlı, çalışan-işsiz
ayrmı yapılmadan) herkes için “güç kaybı tazminatı” hesaplanmalıdır.
Benin bu konudaki görüşlerim uzun yllardan beri
kitaplarımda ve yazılarımda savunulmakta, destek bulmaktadır. “Cana Gelen
Zararlarda Tazminatı Ölçüsü” adlı kitabımda çocuklar ve öğrenciler için ayrı
bir bölüm vardır. Yargı Dünyası’nda yayınlanan “Bedensel Zararlarda Güç Kaybı
Tazminatı” başlıklı yazım SİTE’mizin “Araştırma Yazıları” bölümüne konulmuştur.
O yazıdan bir alıntıyı aşağıya koyuyorum:
“Yargıtay’ın son kararlarıyla, emeklilik çağındaki
yaşlı kişiler için kabul edilen “güç kaybı tazminatı”nın, beden gücü eksilen
çocuklar için de düşünülmesi; tazminat hesabının, uygulamada olduğu gibi,
çocukların çalışıp kazanç elde etmeye başlayacakları 18 yaşından başlatılmayıp,
olay tarihinden (beden gücü kaybına uğradıkları tarihten) başlatılması
gerektiği kanısındayız.
Çünkü, haksız eylem veya kaza sonucu beden gücü
eksilen çocuk günlük yaşamını sürdürürken, okula giderken, geleceğini
hazırlarken “yaşıtlarına oranla” sakatlığı nedeniyle daha fazla güç (efor)
harcayacaktır. Hele sakatlık oranı fazla ise, bu durum, ailesine parasal bir
yük de getirebilecek, sakat çocuğa bakıp gözetmekle yükümlü olan kişiler daha
fazla zaman ve emek harcamak durumunda kalacaklardır.
Bütün bunlar, 18 yaşından önce sakat kalan çocuklar
için (18 yaş değil, olay tarihi başlangıç alınarak) güç kaybı tazminatı
hesaplanması ve ödenmesi için yeterli nedenler ve hakkaniyet gereğidir. “
Bu görüşler çerçevesinde, gelelim sorunuzun
yanıtına:
Kaza geçirip sakat kalan üniversite öğrencisinin
tazminatının iki aşamalı, hatta üç aşamalı hesaplanması gerekir. Şöyle ki:
Birinci aşama, öğrencilik yıllarıdır. Beş yıllık
üniversite öğrenimini sürdürürken, bu dönemde bir işi kazancı yoksa da, okuluna
giderken, günlük işlerini yaparken sakatlığı oranında zorlanacak olması
nedeniyle, bu dönemin tazminatı yasal asgari ücretler üzerinden
hesaplanmalıdır.
İkinci aşama, çalışmaya başlayıp kazanç elde etmeye
başladığı dönemdir. Genel kurala göre, bu dönemin zarar süresi (askerlik
hizmeti dışında) 60 yaşına kadardır. Bu dönemin tazminatı, kişinin ilerde
(meslek durumuna göre) elde edebileceği kazançlar üzerinden hesaplanacaktır.
Üçüncü aşama, emeklilik ve yaşlılık dönemidir ki,
yukarda verilen karar örneklerinde görüldüğü gibi, Yargıtayca bu dönemin “güç
kaybı tazminatı” olarak değerlendirilmesi öngörülmekte ve “kişi günlük yaşamını
sürdürürken sakatlığı oranında zorlanacağından yasal asgari ücretlerin ulaşım
değeri üzerinden tazminat hesaplanmalıdır” denilmektedir.
Şimdi konuyu bağlayalım: Yaşlılar, emekliler ve ev
kadınları yönünden kabul edilen “güç kaybı tazminatı” uygulamasının, çocuklar
ve öğrenciler için uygulanmaması içtihatta bir eksiklik, dahası haksızlık değil
mi ?
Bu yanlıştan nasıl kurtuluruz ? Bilirkişiler,
saplantı halinde ve âdeta emir-komuta zinciri altında rapor düzenlemek yerine,
uzmanlıklarına güvenip doğru rapor düzenlerlerse, uygulama yerleşir ve yeni
kararlar oluşur.
YARGITAY KARARLARI
BEDEN GÜCÜ EKSİLEN KİŞİNİN KAZANÇLARINDA BİR AZALMA
OLMASA BİLE
“GÜÇ KAYBI TAZMİNATI” İSTEYEBİLECEĞİNE İLİŞKİN
KARARLAR
(1) Bugün uygulamada, kişinin kalıcı sakatlıkları
nedeniyle oluşan beden gücü kaybı nedeniyle, gelirinde ve dolayısıyla mal
varlığında bir eksilme meydana gelmemiş olsa dahi, tazminatın gerekeceği kabul
edilmekte ve bu, “güç (efor) kaybı tazminatı” diye adlandırılmaktadır.
Burada, beden gücü kaybına uğrayan kişinin aynı işi
zarardan önceki durumuna ve diğer kişilere göre daha fazla bir güç (efor)
sarfıyla yaptığı gerçeğinden hareket edilerek bir anlamda zararı, bu fazladan
sarf edilen gücün oluşturduğu kabul edilmektedir.
Davacı, yaralanmasına neden olan trafik olayı
sonunda çalışma gücünü %35 oranında kalıcı olarak kaybettiğini ileri sürerek
maddi tazminat isteğinde de bulunmuştur. Mahkeme, davacının beden gücünde
azalmaya rağmen, çalışma karşılığında gelirinde bir azalma olmadığını
tartışarak bu yoldaki isteğin reddine karar vermiştir.
Yaralanmalar nedeniyle kişilerin beden bütünlüğünde
kalıcı olarak gerçekleşen sakatlıkların beden gücü kaybına neden olduğu ve
bunun sonucu kişinin mal varlığında eylemli olarak eksilme meydana gelmiş ise,
bunun tazmin ettirileceği tartışmasızdır. Sorun, olayımızda olduğu gibi beden
gücü kaybına rağmen kişinin gelirinde (mal varlığında) bir eksilme olmamış ise
ortaya çıkmaktadır. Bugün uygulamada, kişinin kalıcı sakatlıkları nedeniyle
oluşan beden gücü kaybı nedeniyle, gelirinde ve dolayısıyla mal varlığında bir
eksilme meydana gelmemiş olsa dahi, tazminatın gerekeceği kabul edilmekte ve
bu, güç (efor) kaybı tazminatı diye adlandırılmaktadır. Bu kabul, ilk bakışta
sorumluluk hukukunun, zarar kavramına ters düştüğü ileri sürülebilir. Ancak,
burada beden gücü kaybına uğrayan kişinin aynı işi zarardan önceki durumuna ve
diğer kişilere göre daha fazla bir güç ( efor ) sarfıyla yaptığı gerçeğinden
hareket edilerek bir anlamda zararı, bu fazladan sarf edilen gücün oluşturduğu
kabul edilmektedir.
Bu kabul tarzının ortaya çıkardığı sonuç, tazminat
hukuku kavram ve kurallarına uygundur. Bilindiği gibi, hukuka aykırı olarak gerçekleşen
zararın, zarar görenin kendi imkanlarıyla giderilmesi, sorumluluğu ortadan
kaldırmaz. Kişinin oluşan beden gücü kaybı sonucu meydana gelmesi kaçınılmaz
zararı ( gelir azalması ), bizzat kendisinin "daha fazla bir güç"
harcayarak gidermesi sorumluluktan kurtarma aracı olarak kullanılmamalıdır.
Aksi görüş, zarar gören yerine, hukuka aykırı eylemle zarar veren kişinin
korunmasını ortaya çıkarır ki, bu da hak ve adalet ölçülerine ters düşer.
O halde, mahkemenin sorumluluk hukukunda kökleşmiş
uygulamayı gözönüne almaksızın ve zarar kavramının belirlenmesinde hataya
düşerek vardığı sonuç usul ve yasaya aykırı olup, hüküm bu nedenle
bozulmalıdır.
4.HD. 19.04.1982, E. 1982/3059 - K. 1982/3938
(2) Meslek hastalığına uğrayan işçinin, aynı işe
devam etmesi halinde, öteki işçilerden daha fazla çaba harcayacağı dikkate
alınmalıdır.
Meslek hastalığına maruz kalan işçi aynı işte
çalışmaya devam etse dahi meslek hastalığından dolayı gördüğü işin niteliği
itibariyle diğer işçilerden daha fazla çaba harcayacağı asıldır. Mahkemece,
daha fazla çaba harcanmadığı olanak içinde görülmekte ise bu husus bilirkişiye
incelettirilerek, davacının diğer işçilere göre daha fazla çaba sarfettiği
sonucuna varıldığı takdirde meslek hastalığına yakalanılan gün yerine,
bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihin esas alınması usul ve yasaya
aykırıdır. Bu nedenlerle direnme kararının bozulması gerekir.
HGK.27.03.1974, E. 1971/9-620 - K. 1974/280
(3) Beden gücünün eksilmesi nedeniyle, davacının
aynı işi yürütmesi için daha fazla çaba sarfedip etmeyeceğinin incelenmesi
gerekir.
Davacının, davalı müesseseye ait maden ocaklarında
çalışırken meslek hastalığına yakalanarak % 11 oranında işgücünün azaldığı
konusunda uyuşmazlık yoktur. Davacı aynı işte çalışmış olsa dahi, maruz kaldığı
meslek hastalığından dolayı gördüğü işin niteliği itibariyle eskisine ve aynı
işi gören diğer işçilere göre daha çok çaba harcayacağı asıldır. Geleceğin
olasılıklarından ilke olarak işçinin yararlandırılması gerekir. Bu durumda
bilirkişi aracılığıyla işçinin çalışma gücünde meydana gelen azalmadan ötürü
verilen işi yapmak için diğer işçilerden daha fazla bir çaba sarfetmek zorunda
kalıp kalmayacağının tespiti, işçinin daha fazla çaba sarfettiği sonucuna
varılması halinde meslek hastalığına yakalandığı tarihten itibaren meydana
gelen gelir kaybına hükmetmek gerekir.
HGK. 03.05.1974, E.1972/9-165 - K.1974/480
(4) İş kazası sonucu bedensel zarara uğrayan ve
sakat kalan işçi, kazadan önceki ücret ve sair haklarında bir azalma olmadan
çalışmaya devam etse dahi, aynı işi yapmak için öncekine oranla daha fazla bir
çaba ( efor ) sarfedeceğinden tazminat isteme hakkı vardır.
Davanın konusu işgöremezlik tazminatının işverenden
alınması isteminden ibarettir. Bu tazminat türü esas itibariyle İş Kanunlarında
düzenlenmemiş olup, uyuşmazlığın İş Hukukunun özellikleri de dikkate alınmak
suretiyle Borçlar Kanununun 46. maddesi hükmünce çözümlenmesi gerekir. Borçlar
Kanununun 46. maddesine göre, "cismani bir zarara düçar olan kimse
külliyen veya kısmen çalışmağa muktedir olamamasından ve ileride iktisaden
maruz kalacağı mahrumiyetten tevellüt eden zarar ve ziyanını ve bütün
masraflarını isteyebilir".
Aslolan tabiatiyle arıza veya sakatlık değil, bu
arıza veya sakatlığın tazminat alacaklısını zarara maruz bırakmasıdır.Zarar
gerçekleştiği takdirde tazminata hükmedilecektir. Ancak İş Hukukunun bir
özelliği olarak, işçi iş kazası sonucu olarak bedeni bir arıza veya sakatlığı
müteakip iş yerinde kazadan önceki ücret ve sair haklarında bir azalma söz
konusu olmadan çalışmaya devam etse dahi, işçi, aynı işi yapmak için öncekine
oranla daha fazla bir çaba ( efor ) sarfedeceğinden tazminat isteyebilecektir.
Bu nedenlerle mahkemece, Hukuk Genel Kurulunca da
benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda
direnilmesi usul ve yasaya aykırı olup direnme kararı bozulmalıdır.
HGK. 06.05.1983, E. 1983/9-237 - K. 1983/478
(5) Hastalığı sebebiyle malül kalan davacının, aynı
işyerinde eskisine nazaran daha fazla efor sarfıyla çalışacağı kabul olunarak,
kazanç kaybı hesaplanmalıdır.
Davacının meslek hastalığı sebebiyle beden gücünün
%40.2 oranında azaldığı doktor raporu ile tespit edilmiştir. Hastalığın
derecesi ne olursa olsun, beden gücü belirli oranda kayba uğramış demektir.
Hastalığı sebebiyle malül kalan davacı, aynı işyerinde çalışabilmesinin
eskisine nazaran daha fazla efor sarfıyla mümkün bulunduğu açıktır. Şu halde
kazanç kaybının olay tarihinden itibaren hesaplanmasında kanuna aykırılık
görülmediğinden direnmeye yöneltilen temyiz itirazlarının reddiyle, bozmaya
uyulan kısım hakkında verilen kararın incelemesi yapılmak üzereözel daireye
gönderilmesi gerekir.(ABD.1970,s.6,sf.1057)
HGK.11.07.1970, E.1968/9-1309 – K.1970/415
(6) Beden gücünün belli oranda yitirilmesi
durumunda, fazla efor yüzünden tazminat gerekir.
Davalının, davacının parmağını ısırarak beden
gücünden %6 düşüklük yapacak biçimde malûl bıraktığı adli tıp raporuyla
sabittir. Davacı işine devam etse bile bundan sonra işini yapmak için bugüne
kadar harcadığı beden gücünün %6’sını harcamak zorunluğunda kalacaktır. Bunun
karşılığının sebep olandan alınması zorunludur. Yargıtay’ın bütün dairelerinin
ve Hukuk Genel Kurulu’nun uygulaması da bu doğrultudadır. O halde mahkemenin bu
azalma nedeniyle davacının sosyal sigortalardan giderim isteyip istemediğini,
alıp almadığını saptaması; almışsa bu kalem zarardan beden gücünün azalması
karşılığı alınan indirilerek kalanına hükmetmesi, şayet zarar sigortadan ödeme
ile giderilmiş veya giderilecek idi ise ancak ozaman davayı reddetmesi gerekir.
Yetersiz inceleme ile verilen karar bozulmalıdır.
4.HD.18.12.1974, E.1974/5619 - K.1974/17011
(7) Davacının eski görevinde kalsa dahi, bu görevini
yaparken, beden gücü kaybı oranında daha fazla bir güç harcayarak eski işini
yürütmek durumunda kalacağından, tazimnat isteme hakkı vardır.
Hiç kusursuz olan davacının tam kusurlu olan
davalıların haksız ve tedbirsiz eylemleri sonunda beden gücünün belli bir
bölümünü kaybederek zarara uğradığı sabittir. Bu durumda davacı eski görevinde
kalsa dahi bu görevini yaparken olaydan önce sarfettiği beden gücüne göre kaybı
oranında daha fazla bir güç harcayarak iski işini yapabilecek idi. Açıklanan bu
esas dahi yalnız başına davacının tazminat istemesini haklı kılar.
4.HD.30.05.1974, E.1974/4736 - K.1974/2900
(8) Beden gücü kaybına uğrayanın eski işinde çalışıp
aynı ücreti alması, fazla efor sarfından doğan zararın tazminine engel
değildir.
Davacı trafik kazası sonucunda çalışma gücünün
%15’ini kaybetmiştir. Davacının memur olması ve maaşında çalışma gücünün
azalması nedeniyle bir eksilme meydana gelmemesi, maddi tazminat istemesine
engel değildir. Çünkü davacı çalışma gücünü %15 oranında kaybetmekle eski işini
önceden olduğu gibi yürütebilmesi için daha fazla efor sarfetmek zorundadır ve
bu sebeple kendisini fazla efor sarfına mecbur bırakanlardan maddi tazminat
istemesi doğal hakkıdır. Bu sebeple davacının çalışma gücünün eksilmesinden
doğan zarar hesaplattırılarak hüküm altına alınması gerekirken, maddi tazminat
isteğinin tamamının reddine kadar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
4.HD.11.06.1984, 5049-5511
(9) İşçi yitirilen beden gücü oranında fazla bir
efor sarfedip gücünü zorlayarak işini fazla çaba ile görebileceğinden bu yolda
beliren zararını dahi isteyebilir.
Sürekli işgöremezlik durumuna giren işçinin, işgücü
kaybı oranında işverenden tazminat isteme hakkı vardır. Sosyal Sigortalar
Kanunu uyarınca %10 oranını aşan işgücü kaybı nedeniyle işçiye gelir
bağlanması,tazminat isteme hakkını ortadan kaldırmaz. Ancak bağlanacak gelirin
peşin sermaye değeri hesaplanacak tazminattan indirilmesi sonucunu verir.
Bundan başka, işçinin, işyeri tehlikesi sonucu beden ve ruh bütünlüğünün
bozulmasına rağmen, eskisi gibi işine devam etmesi ve gelir sağlaması da
mümkündür. Ancak işçi bu durumda, kaybettiği beden gücü oranında fazla bir güç
(efor) sarfedip gücünü zorlayarak işini fazla çaba ile görebileceğinden, bu
yolda beliren zararını dahi isteyebilir.
10.HD.04.02.1977, E.1977/5614 - K.1977/730
(10) Davacının malûliyet oranına göre, fazla
çabasını isteme hakkı vardır.
Davacının iş kazasından sonra da işyerinde çalıştığı
ve emsaline göre aynı iş parası aldığı uyuşmazlık konusu değildir. Bu durumda,
davacının hüküm tarihine kadar maluliyet oranına göre sarfına mecbur olduğu
fazla çabasını istemeye hakkı vardır. Bunun hesabının da, anılan süre içinde
kendisine ödenen belli iş parasına göre yapılması gerekir.
9.HD.09.12.1971, E.1971/19946 - K.1971/24125
(11) İş kazasında sakat kalan işçi, eski işyerinde
eski ücretiyle çalışmasına devam etse bile, işverenin işçiye maddî tazminat
vermesi gerekir.
Dava, iş kazası yüzünden uğranılan maddî ve manevî
zararların tazmini isteğinden ibarettir. Mahkeme, iş kazası sonunda %50
oranındaki malûllüğü kabul etmekle beraber davacının, aynı işyerinde çalışmakta
ve eski ücretini de almakta bulunması sebebiyle maddî herhangi bir zararın söz
konusu olamıyacağı gerekçesine dayanıp bu konuya ilişkin isteği reddetmiş,
sadece manevî tazminat isteğini hüküm altına almıştır.
Davacının iş kazası sonunda %50 oranında malûl
kaldığı Adlî Tıp Meclisi raporu ile sabittir. Öte yandan, taraflar arasında
davacının, bu malûllüğe rağmen hem Numune Hastahanesinde ve hem de davalıya ait
işyerinde eski şartlarla çalışmakta olduğu konusunda da bir uyuşmazlık yoktur.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının aynı şartlarla çalışmaya devam
etmekte olmasına göre, Adlî Tıp Meclisi raporunda belirtilen malûllük yüzünden
maddî bir zarara uğrayıp uğramamış bulunduğu noktasında toplanmaktadır.
Davacı işçi, işverenin kusurlu davranışı yüzünden
malûl kalmış olması itibariyle maddî zarara uğramış bulunduğunu ileri
sürmektedir. Gerçekten davacı malul kalmadan önceki hukukî durumunu, hüküm
tarihinde de muhafaza etmektedir. Ancak %50 oranındaki malûllüğün, yıllar
boyunca sürecek olan bir iş hayatında etkisiz kalacağını düşünmek hukukî
gerçeğe uygun bulunmamak gerektir. Davacı henüz 33 yaşındadır. Uzun bir çalışma
süresinde, oldukça önemli olan malûllüğün iş verim gücü ve dolayısıyla ücret
yükselişleri üzerinde ciddî etkiler yapacağı muhakkaktır. Bundan başka sürekli
bir malûllük yüzünden davacının bütün hayatı boyunca sağlığına karşı
göstereceği takyitler için yapacağı masraflar da gözden uzak tutulmamak
gerekir. O halde mahkemece yapılacak iş, kusurlu davranış sabit görüldüğü
takdirde, durum uzman bir bilirkişiye incelettirilmek ve tesbit edilecek gerçek
zarar tutarına hükmolunmaktan ibarettir. Bu hukukî esaslar göz önünde
tutulmadan maddî tazminat isteğinin reddedilmiş olması kanuna aykırıdır ve
davacı tarafın temyiz itirazları bu bakımdan yerindedir.
9.HD.27.12.1963, 1791-2065
(12) İş kazası sonucu sakat kalan işçinin, eski
ücretiyle aynı işi görmeye devam etse dahi, kaybettiği beden gücü oranında
fazla bir güç ve olağanüstü gayret sarfederek çalışmak zorunda kalacağı;
çalışma gücü süresinin kısalacağı ve olağan süreden önce çalışamaz hale
geleceği gözönünde bulundurularak maddi tazminata hükmedilmesi gerekir.
Davacının geçirdiği iş kazası sonucu sol kol bileği
koparak %54.4 oranında malûl kalmasına rağmen, halen eski işine devam etmekte
bulunduğu ve eski ücretinde bir kısıntı yapılmadığı belirtilmekte ise de, bu
durumun çalışma gücü süresi sonuna kadar devam edeceği ve davacının ilerde dahi
hiç gelir yoksunluğuna uğramayacağı ileri sürülemeyeceği gibi, aynı işi görmeye
devam edeceği kabul edilse dahi, davacının kaybettiği beden gücü oranında fazla
bir güç sarfedip gücünü zorlayarak eski işini ancak görebileceği, bu olağanüstü
gayreti sarfederek çalışmanın, çalışabilme gücü süresini etkileyip
kısaltacağının, olağan süreden önce çalışamaz hale geleceğinin kabul zorunluğu
vardır. Bu yönler gözönünde bulundurulmadan yazılı düşünceyle maddi tazminat
isteğinin reddi usul ve yasaya aykırıdır.
9.HD.25.06.1968, 5098-9131
(13) Davacının çalışma gücündeki azalmadan dolayı,
diğer işçilerden daha fazla enerji sarfetmek zorunda kaldığı hallerde,
malüllüğü oranında gelir kaybını istemesi mümkündür.
Davacının, iş kazası sebebiyle çalışma gücünde
meydana gelen azalmadan ötürü, verilen işi yapmak için diğer işçilerden daha fazla
bir enerji sarfetmek zorunda kaldığı hallerde, malullük oranında husule gelen
gelir kaybını olay tarihinden itibaren istemesi mümkündür.
O halde, iş kazasından sonra davacıya yaptırılan
işin niteliği tespit edilmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
9.HD.17.02.1969, 14761-1701
(14) Meslek hastalığı sonucu malûliyete rağmen,
işçinin aynı işyerinde aynı iş parasıyla işe devam etmesi durumunda, sarfetmek
zorunda kaldığı fazla çaba karşılığını istemeye hak kazandığının kabulü
gerekir.
Davacının bir hekim raporuyla hastalığının tespit
edildiği tarihten sonra işyerinde çalıştığı ve emsallerine göre aynı iş
parasını aldığı uyuşmazlık konusu değildir. Ancak davacının yakalandığı meslek
hastalığının sonucu uğradığı malüllüğü oranında çalışma sırasında daha fazla
çaba sarfedeceği açıktır. Bu durumda davacının emekliye ayrıldığı tarihe kadar
geçen süre için gelirinde bir azalma olduğunun, başka bir deyimle, sarfetmek
zorunda kaldığı fazla çaba karşılığını istemeye hak kazandığının kabulü
gerekir. Öte yandan davalı işveren, davacı iyçinin daha fazla çaba sarfetmek
durumunda olmadığını da savunmuş ve bu konuda delillerini ibraz etmiş değildir.
O halde, meslek haastalığının tespit edildiği tarih ile emekliye ayrıldığı
tarih arasındaki sürede davacının malüllüğü oranında fazla bir çaba sarfettiği
kabul edilerek bu süre için gelir kaybının hesap ve tespit edilmesi gerekir.
Mahkemenin bu yönler üzerinde durmaksızın tazminat
isteğinin reddine karar vermesi usul ve yasaya aykırıdır.
9.HD.01.10.1971, 14943-20537
(15) Davacının, sakatlığı oranında daha çok çaba
harcaması asıldır. Bedeni gücünü yitirmiş olması nedeniyle aynı koşullarda bir
iş bulup normal bir kazanç sağlayabileceği şüphelidir. Bu nedenle, geleceğin
kötü ihtimalleri karşısında, davacıyı kaderi ile başbaşa bırakmak hak ve adalet
kuralları ile bağdaşmaz.
Davacının bir iş kazası sonunda sol gözünü kaybetmek
suretiyle %30 oranında malül kaldığı, buna rağmen aynı işyerinde çalışmasına
devam eylediği taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Ancak davacının,
bu hali ile işleri gereği gibi yapmasında daha çok çaba harcaması asıldır.
Mahkeme, davacının özel bir çaba harcamadığını öngörmekte ise, bu yönü uzman
bilirkişi aracılığı ile tespit etmesi gerekir. Öte yanadan, davacının bedeni
gücünü yitirmiş olmasına rağmen, hüküm tarihinden sonra da aynı koşullarda bir
iş bulup normal bir kazanç sağlayabileceği şüphelidir. Bu nedenle, geleceğin
kötü ihtimalleri karşısında, davacıyı kaderi ile başbaşa bırakmak hak ve adalet
kuralları ile bağdaşmaz.
O halde, davacının aynı işyerinde çalışmakta
olduğundan gerçekleşmiş bir zararı olmayacağından söz edilerek maddi tazminata
ilişkin isteğin ret edilmiş olması uygulamalara ve iş hukukunun özelliklerine
aykırıdır.
9.HD.13.11.1973, 8850-32604
(16) Davacının normal yaşama süresince ev işlerini
ve hizmetlerini yürütürken, beden gücündeki eksilme nedeniyle sarfedeceği fazla
efor karşılığı hesap ettirilip, bulunacak maddi tazminatın ödetilmesine karar
verilmesi gerekir.
Dava dilekçesinde, trafik olayı sonucu sol gözünün
8/10 görme gücünü yitiren davacının bu yüzden gelir kaybı olarak uğradığı zarar
karşılığının ödetilmesi istenilmiştir. Böylece sol gözdeki görmemenin genel
beden gücünde doğuracağı eksilme nedeniyle davacının bir zarara uğradığı iddiasına
yer verilmiş demektir. Evlenen ve evine çekilen davacının ev işleri ve
hizmetlerini yürütürken bu beden gücündeki eksilme nedeniyle fazla efor
sarfetmesi karşılığı olarak maddi tazminatın ödetilmesine hak kazandığı kabul
edilebilir ki, yerel mahkemece dayanılan bilirkişi raporunda, 26 yaşından 60
yaşına değin "gelir kaybına" uğradığından hareketle maddi tazminatın
belirlenmesi, davacının evlenip evine çekilmesi gerçeği ile bağdaşmamıştır.
Öyleyse mahkemece yapılacak iş, sol gözdeki
görmemenin genel beden gücünde yaratacağı eksilmeyi usulüne göre saptamak ve
davacının normal yaşama süresinde ev işlerini ve hizmetlerini yürütürken bu
beden gücündeki eksilme nedeniyle sarfedeceği fazla efor karşılığını hesap
ettirip peşin sermaye değerine indirilmesi yoluyla bulunacak maddi tazminatın
ödetilmesine karar vermekten ibarettir. Böyle bir durumu yansıtmayan bilirkişi
raporu doğrultusunda karar verilmesi yerinde olmadığından, davalılar vekilinin
temyiz itirazları yalnızca bu yönden kabul edilmeli ve hüküm davalılar yararına
bozulmalıdır.
15.HD. 20.10.1975, E. 1975/3787 - K. 1975/4103
(17) Davacı, dava konusu olay sonucu %20 sürekli
çalışma gücü kaybına uğrayacak derecede yaralanmıştır. Bu yüzden yaşıtlarına
göre daha fazla efor sarf ederek aynı kazancı elde edeceği esasına göre, maddi
tazminat verilmesi gerekmektedir.
Mahkemece karara esas alınan bilirkişi raporunda da
bu ilkeden hareketle, davacının aktif çalışma döneminin altmış yaşına kadar
süreceği kabul edilerek, olay tarihinde çalışmakta olduğu işten elde ettiği
kazanca göre bu aktif dönem sonuna kadar tazminat hesaplanmıştır. Ancak dosyada
bulunan SSK yazısına göre, davacı olaydan sonra emekli olarak yaşlılık aylığı
almaya başlamıştır. Davacının emekli olmasından sonra da başka bir işte
çalışarak kazanç elde etmesi mümkünse de, bunun emeklilik öncesi kazancı ile
aynı miktarda olacağının kabulü doğru değildir. Dosyada bu yönde bir bilgi de
bulunmamaktadır.
Bu durumda, davacının emeklilik sonrası aktif
çalışma dönmine ilişkin fiili çalışma karşılığı ayrıca elde ettiği veya
edebileceği ücret ve kazanç miktarları belirlenerek, maddi tazminat
hesaplanması gerekir. Mahkemece bu yönler üzerinde durulmaksızın yetersiz
bilirkişi raporuna göre karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun
bulunmadığından, kararın bozulması gerekmiştir. (Gökcan/Kaymaz)
4.HD.10.05.1999, E.1999/10241 – K.1999/4246
(18) İşgöremezlik tazminatı, aynı işi yapan diğer
insanlara nazaran, yaralanan şahsın daha fazla sarfedeceği efor karşılığı
olduğundan, davacının halen çalışması karşılığı aldığı maaşın, iş göremezlik
tazminatından indirilmemesi gerekir.
Davacı vekili, müvekkilinin, davalıların malik,
sürücü ve sigortacısı olduğu araçta yolcu olarak bulunduğu sırada meydana gelen
trafik kazasında yaralandığını, iki kez ameliyat olan davacının iş gücü kaybına
uğradığını ileri sürerek, ıslah edilen asıl dava ve birleşen dava ile birlikte
toplam maddi tazminat ile manevi tazminatın olay tarihinden itibaren faiziyle
birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre,
davalıların "hatır taşıması" savunmasına karşı davacının savunmayı
genişletmeye muvafakat etmediği, ayrıca bu savunmanın hayatın olağan akışına
uygun düşmediği, yolcu taşıma sözleşmesinden kaynaklanan işbu davanın TTK.nun
765/5. maddesi yollamasıyla BK.nun 125. maddesinde yazılı 10 yıllık
zamanaşımına tabi olup, davanın süresinde açıldığı, olay sırasında davacının
yaşına göre %61 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği gerekçesiyle, maddi
ve manevi tazminatın olay tarihinden itibaren değişen oranlarda reeskont
faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir. Karar, taraflarca
temyiz edilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere,
mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp,
değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve
işgöremezlik tazminatının, aynı işi yapan diğer insanlara nazaran, yaralanan
şahsın daha fazla sarfedeceği efor karşılığı olmasına ve davacının halen
çalışması karşılığı aldığı maaşın, iş göremezlik tazminatından indirilmemesinde
bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmış olmasına göre, davalılar vekilinin
temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
11.HD. 11.11.2003 E. 2003/9385 K. 2003/10749
(19) Meslek hastalığı sonucu malul kalan işçinin aynı
işinde çalışmaya devam etse dahi sair işçilerden daha fazla çaba harcayacağı
asıldır.
Davacı, meslek hastalığı sonucu maluliyetinden doğan
maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. İşçinin
yaşlılık aylığı alması veya işçinin yaşı ve işçide oluşan meslekte kazanma gücü
kayıp oranına göre ileride çalışıp yaşlılık aylığına hak kazanması üstün
olasılık içerisinde bulunması durumunda da zarar hesabında pasif dönemin hesaba
dahil edilmesi gerekir. Meslek hastalığı sonucu malul kalan işçinin aynı işinde
çalışmaya devam etse dahi sair işçilerden daha fazla çaba harcayacağı asıldır.
60 yaşından sonra elde edeceği yaşlılık aylığını da sair işçilerden daha fazla
çaba harcayarak elde edeceğinden yaşlılık aylığını aldığı dönemde de devam edecek
olan maluliyeti sebebiyle zarara uğramadığının kabulü isabetsiz olur. Kaldı ki,
sigortalıya bağlanan yaşlılık aylığında meslek hastalığı ve iş kazası kolundan
alınan primlerin hiçbir etkisi bulunmamakta olup tamamen uzun vadedeki sigorta
kollarından ödenen primler sonucu aylık bağlanmaktadır. Bu sebeplerle pasif
dönemin de zarar hesabına dahil edilmesi gerekir.
Mahkemenin yukarda açıklanan esaslara göre
düzenlenmeyen bilirkişi hesap raporunu hüküm dayanak alması usul ve kanuna
aykırı olup bozma nedenidir.
21.HD. 01.12.2003, E.2003/9447 - K.2003/9700
(20) Meslek hastalığı sonucu malul kalan işçinin,
aynı işinde çalışmaya devam etse dahi, diğer işçilerden daha fazla çaba
harcayacağı asıldır. Bu nedenlerle pasif dönemin de zarar hesabına dahil
edilmesi gerekir.
Dava, iş kazası sonucu sürekli işgöremezlik
nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
Zarar ve tazminatın hesaplanması yönteminde, işçinin
yaşlılık aylığı alması veya işçinin yaşı ve işçide oluşan meslekte kazanma gücü
kayıp oranına göre ileride çalışıp yaşlılık aylığına hak kazanmasının üstün
olasılık içinde bulunması durumunda da zarar hesabında pasif dönemin hesaba
dahil edilmesi gerekir. Meslek hastalığı sonucu malul kalan işçinin aynı işinde
çalışmaya devam etse dahi diğer işçilerden daha fazla çaba harcayacağı asıldır.
60 yaşından sonra elde edeceği kazançların diğer işçilerden daha fazla çaba
harcayarak elde edeceğinden yaşlılık aylığını aldığı dönemde de devam edecek
olan maluliyeti nedeniyle zarara uğramadığının kabulü isabetsiz olur. Kaldı ki,
sigortalıya bağlanan yaşlılık aylığında meslek hastalığı ve iş kazası kolundan
alınan primlerin hiçbir etkisi bulunmamakta olup tamamen uzun vadedeki sigorta
kollarından ödenen primler sonucu aylık bağlanmaktadır. Bu nedenlerle pasif
dönemin de zarar hesabına dahil edilmesi gerekir. Mahkemece hükme esas alınan
bilirkişi zarar hesabında pasif dönemin hesaba dahil edilmemesi usul ve yasaya
aykırı olup bozma nedenidir.
21.HD. 21.03.2005 E. 2005/117 K. 2005/2621
(21) İş kazası sonucu beden gücü kaybına uğrayan
işçinin, bu maluliyeti nedeniyle, bundan sonraki yapacağı çalışmalarda diğer
işçilerden daha fazla çaba harcayarak gelir elde edeceğinin ve bu nedenle
zarara uğradığının kabulü gerekir.
Dava, iş kazası sonucu sürekli işgöremezliğe maruz
kalan işçinin uğramış olduğu maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece
davacının manevi tazminata ilişkin talebi aynen kabul edilmiş; maddi tazminat
talebi ise, maluliyet oranının % 10'un altında olması ve Sosyal Sigortalar
Kurumu tarafından gelir bağlanmaması nedeniyle gerçek zararın tesbitine gerek
olmadığı gerekçesiyle reddedilmiş ise de, varılan sonuç usul ve yasaya uygun
bulunmamıştır.
Gerçekten davanın yasal dayanağını oluşturan 818
sayılı kanunun 46. maddesi uyarınca davacının iş kazası sonucu belli oranda bir
maluliyete uğradığı sabittir. Maddi tazminat miktarının belirlenmesinde
maluliyet oranının % 10'un üzerinde bulunması gibi yasal bir zorunluluk söz
konusu değildir. %10 oranı sadece Sosyal Sigortalar Kurumunca bağlanması
muhtemel peşin sermaye değeriyle ilgilidir. Maluliyet oranı % 10'un altında ise
bu halde kazalı işçiye gelir bağlanmayıp geçici iş göremezlik ödeneği
ödenmektedir.
Davacı işçinin, iş kazası sonucu % 8,2 oranında
maluliyete uğradığı tartışmasızdır. Bu maluliyeti nedeniyle bundan sonraki
yapacağı çalışmalarda diğer işçilerden daha fazla çaba harcayarak gelir elde
edeceğinden bu maluliyet nedeniyle zarara uğramadığı kabul edilemez.
Bu nedenlerle mahkemece yapılacak iş; davacı işçinin
net geliri bakiye ömrü iş göremezlik çağı, işgöremezlik ve karşılıklı kusur
oranları ve sosyal Sigortalar Kurumu tarafından ödenmiş geçici iş göremezlik
ödenekleri gibi tüm veriler dikkate alınarak aktif ve pasif dönemdeki
kazançlarda göz önünde bulundurularak maddi tazminatın belirlenmesi için
konusunda uzman bilirkişiden alınacak rapor sonucuna göre karar vermekten
ibrettir.
Tüm maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan yazılı
şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
21.HD. 22.03.2005 E. 2005/1245 K. 2005/5209
(22) Çalışmakta iken sakat kalan kişinin uğradığı
maddi zararın hesaplanmasında, uğradığı sakatlık oranı değil, bu sakatlık
nedeniyle ortaya çıkan iş göremezlik, diğer anlatımla, çalışma ve kazanma
gücündeki kayıp oranı esas alınmalıdır.
Güç kaybına uğrayan kişinin, aynı işi zarardan
önceki durumuna ve diğer kişilere göre daha fazla bir güç ( efor ) harcayarak
yapması halinde, bu fazladan sarf edilen güce karşılık gelen zararın tazminini,
sırf bu nedenle isteyebilecektir. Bu itibarla, kazadan önceki aylığını almakta
devam etmesi, onun tazminat istemek hakkını ihlal etmez.
Davacı vekili, davalıların maliki, sürücüsü ve
trafik sigortacısı oldukları aracın davacıya çarpması sonucu ağır şekilde
yaralandığını, ameliyat geçirdiğini, sağ ayak ikinci parmağının ameliyatla
kesilmesi sonucu efor kaybına uğradığını, halen eski sağlığına kavuşamadığını,
fizik tedavi gördüğünü, acil serviste hemşire olarak çalışması nedeniyle
devamlı ayakta durması, yürümesi ve koşturması, dolayısıyla eskisine göre daha
fazla efor harcaması gerektiğini ileri sürerek, tedavisi için yaptığı ancak
kurumunun karşılamadığı masraflar ile maaşında yapılan kesinti ve güç kaybı
tazminatı olarak maddi ve manevi tazminat istemiş;fazlaya ilişkin haklarını
saklı tutmuştur.
Mahkemece dosya kapsamına, benimsenen bilirkişi
raporlarına göre davacının genel çalışma gücünü kaybetmediği, üç ay süre ile iş
göremezlik halinde kaldığı, tedavi, ulaşım, fotoğraf, noksan maaş ücreti olmak
üzere toplam 888.64 lira maddi tazminatı hak ettiği, 2.000.00 lira manevi
tazminat takdir edildiği gerekçesiyle, davanın maddi tazminat bakımından tüm
davalılar için kısmen kabulüne, manevi tazminatın davalılardan Hasan ve Abdullah
bakımından kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükme esas alınan Üniversite Adli Tıp Ana Bilim Dalı
Başkanlığı'nın raporunda, omuzdaki kırıktan ve sağ ayak parmağının
kesilmesinden söz edilmiş ancak, davacının genel çalışma gücünü kaybetmediği,
üç ay iş göremezlik halinde kaldığı sonucuna varılmış, bu rapora esas olan
hesap bilirkişisi, efor kaybı tazminatının hesaplanması gerekmediği ek
raporunda bildirmiş, davacı bu ek raporu da bu yönden tekrar itiraz etmiş ise
de, mahkemece bu itiraz yerinde görülmemiştir.
Oysa, Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre,
çalışmakta iken sakat kalan davacının uğradığı maddi zararın hesaplanmasında,
uğradığı sakatlık oranı değil, bu sakatlık nedeniyle ortaya çıkan iş
görememezlik, diğer anlatımla, çalışma ve kazanma gücündeki kayıp oranı esas
alınmalıdır. Bunun için de Adli Tıp Kurumu'ndan, SSK Sağlık İşleri Tüzüğünde
öngörülen kriterlere göre zararın hesaplanmasına temel oluşturacak iş
göremezlik oranının sorulması, sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Bu
şekilde güç kaybına uğrayan kişinin, aynı işi zarardan önceki durumuna ve diğer
kişilere göre daha fazla bir güç ( efor ) harcayarak yapması halinde, bu
fazladan sarf edilen güce karşılık gelen zararın tazminini, sırf bu nedenle
isteyebileceği kabul olunmalıdır. Bu itibarla, kazadan önceki aylığını almakta
devam etmesi, onun tazminat istemek hakkını ihlal etmez.
Bu durumda, mahkemece Adli Tıp Kurumu'ndan açıklanan
noktaya ilişkin rapor alınması, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu
yönden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi, doğru olmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz
itirazının kabulü ile hükmün efor tazminatına ilişkin bölümünün davacı yararına
bozulmasına 21.03.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11.HD. 21.03.2005 E. 2004/6063 K. 2005/2500
(23) Haksız eylem sonucunda yaralanan kişinin
meslekte kazanma gücüne ilişkin kaybı, işini yapmasına engel olmasa bile, o
kişinin aynı işi meslektaşlarına oranla daha fazla efor sarf ederek yapmak
zorunda kalması halinde zarar gerçekleşmiştir.
Davacı vekili, müvekkiline ait adreste 30.04.1998
tarihinde S tarafından tüp takılması sırasında meydana gelen patlama nedeniyle
müvekkilinin yaralandığını, tüp dağıtıcısı S'nin ise vefat ettiğini, patlamanın
sebebinin takılan İ Gaz marka tüpün kusurlu imalatı ve hatalı monte
edilmesinden kaynaklandığını, bu olaydan dolayı müvekkilinin vücudunda sabit
eser niteliğinde izler kaldığını, müvekkilinin öğretmen olduğunu ve tatillerde
ek iş yapma imkanını bu olay nedeniyle yitirdiğini ve olaydan dolayı elem ve
ıstırap çektiğini ileri sürerek fazlaya ait hakları saklı kalmak kaydıyla maddi
ve maneavi tazminat istemiştir.
Dava, haksız eylem sonucu oluşan yaralanma nedeniyle
uğranılan maddi ve manevi zararların tazmini istemine ilişkindir. Davacıya ait
meskende meydana gelen tüp patlaması sonucu davacının yaralandığı, ellerinde
yanıklar ve fonksiyon kaybı oluştuğu, bu nedenle meslekte kazanma gücünden
kaybettiği anlaşılmıştır. Mahkemece, davacının öğretmen olup, ellerindeki
yanıkların mesleğini yapmasına engel olmadığı, bu durumun maaşında azalmaya da
yol açmadığı, ekonomik geleceğinin tehlikeye girmediği gerekçesiyle iş gücü
kaybına dayalı maddi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
BK'nın 46, maddesinde, cismani bir zarara uğrayan kimsenin
tamamen veya kısmen çalışmaya muktedir olamamasından ve ileride iktisaden maruz
kalacağı mahrumiyetten mütevellit zarar ve ziyan ile tüm masrafları
isteyebileceği düzenlenmiştir. Davacının haksız eylem sonucu yaralanmasına
bağlı olarak oluşan meslekte kazanma gücüne ilişkin kaybının işini yapmasına
engel olmasa bile, aynı işi meslektaşlarına oranla meydana gelen bu kayıptan
dolayı daha fazla efor sarf ederek yapmak zorunda kalması halinde zarar
gerçekleşmiştir.
Bu itibarla, mahkemece davacının çalışma gücünün
azalmasından kaynaklanan zararına yönelik isteminin yasal olmayan gerekçe ile
reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına
bozulması gerekmiştir.
11.HD. 11.05.2006 E. 2005/3415 K. 2006/5510
(24) Davacının yaşadığı sürece hayatını idame
ettirmek için, maluliyeti nedeniyle daha fazla güç sarf edeceği açıktır. Bu
nedenle, davacının yaşı ve yaşam tarzı itibariyle ne miktar gelir elde
edebileceği belirlenmeli, bu belirlemeye göre davacının çalışma gücü kaybından
doğan zararı hesaplanmalıdır.
Davacı vekili, müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu
trenin raydan çıkması sonucu devrilen vagonun altında kalan bacağının kesilmesi
sonucu sakat kaldığını ileri sürerek maddi ve manevi tazminat istemiştir.
Borçlar Yasası 46. maddesi gereğince vücut
bütünlüğünün ihlalinden doğan zararın tazmini gerekmektedir. Davacının olay
nedeniyle %14,3 oranında maluliyete uğradığı sabittir.
Yaşadığı sürece hayatım idame ettirmek için,
maluliyeti nedeniyle daha fazla güç sarf edeceği açıktır Bu nedenle, davacının
yaşı ve yaşam tarzı itibariyle ne miktar gelir elde edebileceği belirlenmeli,
bu belirlemeye göre davacının çalışma gücü kaybından doğan zararı
hesaplanmalıdır. O halde mahkemece, anılan yasa hükmü de dikkate alınarak,
davacının ne miktar gelir elde edebileceğinin bilirkişiden ek rapor alınmak
suretiyle tespiti ile sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, itiraz
noktalarını tam olarak karşılamayan, eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporuna
göre karar verilmesi doğru görülmemiştir.
11.HD. 29.06.2006 E. 2006/4787 K. 2006/7723
(25) İş kazası sonucu malul kalan işçinin aynı
işinde çalışmaya devam etse dahi diğer işçilerden daha fazla çaba harcayacağı
asıldır. 60 yaşından sonra elde edeceği yaşlılık aylığını da diğer işçilerden
daha fazla çaba harcayarak elde edeceğinden yaşlılık aylığını aldığı dönemde de
devam edecek olan maluliyeti nedeniyle zarara uğradığı kabul edilmelidir.
Dava iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan
davacı işçinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiştir.
Bu tür davalarda, tazminat miktarı, işçinin rapor
tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği
kazançlar toplamından oluşmaktadır. Başka bir anlatımla, işçinin günlük brüt
geliri tesbit edilerek bilinen dönemdeki kazancı mevcut veriler nazara alınarak
iskontolama ve artırma işlemi yapılmadan hesaplanacağı, bilinmeyen dönemdeki
kazancının ise, 60 yaşa kadar yıllık olarak %10 artırılıp %10 iskontoya tabi
tutulacağı, 60 yaşından sonrada bakiye ömrü kadar ( pasif ) dönemde elde
edeceği kazançların ortalama yönteme başvurulmadan, her yıl için ayrı ayrı
hesaplanacağı Yargıtay'ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Kuşkusuz, açıklanan tazminatın hesaplanması
yönteminde, işçinin yaşlılık aylığı almaya veya işçinin yaşı ve oluşan meslekte
kazanma gücü kayıp oranına göre ileride çalışıp yaşlılık aylığına hak kazanması
üstün olasılık içinde bulunması durumunda da zarar hesabında pasif dönemin
hesaba dahil edilmesi gerekir. İş kazası sonucu malul kalan işçinin aynı işinde
çalışmaya devam etse dahi diğer işçilerden daha fazla çaba harcayacağı asıldır.
60 yaşından sonra elde edeceği yaşlılık aylığını da diğer işçilerden daha fazla
çaba harcayarak elde edeceğinden yaşlılık aylığını aldığı dönemde de devam
edecek olan maluliyeti nedeniyle zarara uğramadığı düşünülemez. Kaldı ki,
sigortalıya bağlanan yaşlılık aylığında meslek hastalığı ve iş kazası kolundan
alınan primlerin hiçbir etkisi bulunmamakta tamamen uzun vadedeki sigorta
kollarından ödenen primler sonucu aylık bağlanmaktadır. Bu nedenlerle pasif
döneminde zarar hesabına dahil edilmesi ve yeraltı maden işçilerinin
zararlarının tesbitinde 50 yaşın ikmaline kadar yeraltındaki koşullar nazara
alınarak yapılan ücretlerle, 50 ile 60 yaşları arasında yer üstünde tüm yıl
asgari ücretle çalışıp gelir elde edeceği, 60 yaştan sonra bakiye ömrüne kadar
( pasif dönemde ), asgari ücret esas alınarak yapılması gerekir.
Mahkemenin davacının zarar hesabında pasif döneminde
hesaba dahil edileceğine ilişkin kabulü yerindedir. Ancak hükme esas alınan
bilirkişi hesap raporunda pasif dönem zararının Sosyal Sigortalar Kurumunca
sigortalılara bağlanacak azami yaşlılık aylığı esas alınmak suretiyle hesaplama
yapıldığı görülmektedir. Hal böyle olunca hesap raporunun hükme dayanak
alınacak nitelikte olduğundan söz edilemez.
Diğer yandan H.U.M.K.'nun 275. maddesi gereğince
hakim tarafından bilinmeyen özel ve teknik bilgi gerektiren hallerde
bilirkişiye başvurulur. Davalıdan istenen sürekli iş göremezlik tazminatı olup
bunun hesabının ise kesin olarak ancak özel bilgiye haiz bilirkişi tarafından
yapılacak inceleme ile tesbit edilebilmesi mümkündür. Hatta tazminatı tesbit
için mahkemece seçilecek bilirkişinin özellikte bu tazminatın nitelik ve
amacını bilebilecek hukuki bilgiye ve ayrıca aktüerya kurallarını
uygulayabilecek yetenek ve yetişkinliğe sahip olması gerekir. Zira sürekli iş
göremezlik tazminatının belirlenmesi işi, ilmi metod ve formüller çerçevesinde
çözümlenmesi gerekli hususlardır. Bu nedenle bilirkişi seçilirken bilirkişinin
uzman, yani görüşüne başvurulan konu hakkında özel ve teknik bilgi sahibi
olması üzerinde gereken titizlikle durulmalıdır. Ayrıca bilirkişi seçimine
ilişkin ara kararında seçilen bilirkişinin kimliğinin, uzmanlık durumunun ve
diğer gerekli niteliklerinin açıkça belirtilmesi gerekir. Mahkemenin bilirkişi
seçimine ilişkin ara kararında bu lazimeye uyulmadığından bilirkişinin uzmanlık
durumu ve diğer gerekli nitelikleri taşıyıp taşımadığı anlaşılamamaktadır.
Yapılacak iş; sürekli iş göremezlik zararı ve
aktüerya hesabı konusunda uzman bir bilirkişi seçmek, bilirkişinin seçimine
ilişkin ara kararında seçilen bilirkişinin kimliğini, eğitim ve uzmanlık durumu
ile diğer gerekli niteliklerini açıkça belirtmek, hüküm tarihine en yakın
tarihte belli olan veriler nazara alınarak yukarda açıklanan esaslara göre
bilirkişiye zarar hesabı yaptırılarak sonucuna göre karar vermektir. O halde,
davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm
bozulmalıdır.
21.HD. 03.05.2007 E. 2007/2485 K. 2007/7459
(26) İş kazası sonucu malul kalan işçinin aynı
işinde çalışmaya devam etse dahi diğer işçilerden daha fazla çaba harcayacağı
asıldır. 60 yaşından sonra elde edeceği yaşlılık aylığını da diğer işçilerden
daha fazla çaba harcayarak elde edeceğinden yaşlılık aylığını aldığı dönemde de
devam edecek olan maluliyeti nedeniyle zarara uğramadığı düşünülemez.
Dava, davacının geçirdiği iş kazası sonucu uğradığı
maddi zararın giderilme istemine ilişkindir Mahkemece, istemin kabulüne karar
verilmiş ise de varılan sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.
Bu tür davalarda, tazminat miktarı, işçinin rapor
tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği
kazançlar toplamından oluşmaktadır. Başka bir anlatımla, işçinin günlük brüt
geliri tesbit edilerek bilinen dönemdeki kazancı mevcut veriler nazara alınarak
iskontolama ve artırma işlemi yapılmadan hesaplanacağı, bilinmeyen dönemdeki
kazancının ise, 60 yaşa kadar yıllık olarak % 10 artırılıp % 10 ıskontoya tabi
tutulacağı, 60 yaşından sonrada bakiye ömrü kadar ( pasif ) dönemde elde
edeceği kazançların ortalama yönteme başvurulmadan, her yıl için ayrı ayrı
hesaplanacağı Yargıtay'ın yerleşmiş görüşlerindendir. Kuşkusuz, açıklanan
tazminatın hesaplanması yönteminde, işçinin yaşlılık aylığı almaya veya işçinin
yaşı ve oluşan meslekte kazanına gücü kayıp oranına göre ileride çalışıp
yaşlılık aylığına hak kazanması üstün olasılık içinde bulunması durumunda da
zarar hesabında pasif dönemin hesaba dahil edilmesi gerekir. İş kazası sonucu
malul kalan işçinin aynı işinde çalışmaya devam etse dahi diğer işçilerden daha
fazla çaba harcayacağı asıldır. 60 yaşından sonra elde edeceği yaşlılık
aylığını da diğer işçilerden daha fazla çaba harcayarak elde edeceğinden
yaşlılık aylığını aldığı dönemde de devam edecek olan maluliyeti nedeniyle
zarara uğramadığı düşünülemez. Kaldı ki, sigortalıya bağlanan yaşlılık
aylığında meslek hastalığı ve iş kazası kolundan alınan primlerin hiçbir etkisi
bulunmamakta tamamen uzun vadedeki sigorta kollarından ödenen primler sonucu
aylık bağlanmaktadır. Bu nedenlerle, 60 yaştan sonra bakiye ömrüne kadar (pasif
dönemde) asgari ücret esas alınarak yapılması gerekir. Ancak hükme esas alınan
bilirkişi hesap raporunda pasif dönem zararının Sosyal Sigortalar Kurumunca
sigortalılara bağlanacak yaşlılık aylığı esas alınmak suretiyle hesaplarına
yapıldığı görülmektedir. Hal böyle olunca hesap raporunun hükme dayanak
alınacak nitelikte olduğundan söz edilemez.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate
alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur. O halde davalının
bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
21.HD. 24.06.2008 E. 2008/2802 K. 2008/9720
(27) Beden gücü kaybına uğrayan davacının, olaydan
sonraki yaşamı ve kazanç getirecek faaliyetlerinde fazla efor sarfedecek olması
nedeniyle tazminat isteminin kabulü gerekir.
Davacının olay nedeniyle %42 oranında beden gücü
kaybı oluşacak şekilde yaralandığı Adli Tıp Kurumu raporuyla sabittir. Anılan
yaralanma nedeniyle sonraki yaşamı ve kazanç getirecek faaliyetlerinde fazla
efor sarfederek faaliyette bulunacağından, belirlenen beden gücü kaybı
nedeniyle uğranılan zararın hesaplanarak hükmedilmesi gerekir. Mahkemece,
açıklanan yönler gözetilmeksizin maddi tazminat isteminin reddedilmiş olması
bozmayı gerektirmiştir.
4.HD.17.01.2002, 9332-451
(28) İş kazası sonucu malul kalan işçinin aynı
işinde çalışmaya devam etse dahi diğer işçilerden daha fazla çaba harcayacağı
asıldır. Ayrıca 60 yaşından bakiye ömrünün sonuna kadar olan pasif dönemin de
asgari ücret üzerinden hesaplanması gerekir.
Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe
uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine
ilişkindir.Tazminatın hesaplanması yönteminde, işçinin yaşlılık aylığı almaya
veya yaşı ve oluşan meslekte kazanma gücü kayıp oranına göre ileride çalışıp
yaşlılık aylığına hak kazanması üstün olasılık içinde bulunması durumunda da
zarar hesabında pasif dönemin hesaba dahil edilmesi gerekir. İş kazası sonucu
malul kalan işçinin aynı işinde çalışmaya devam etse dahi diğer işçilerden daha
fazla çaba harcayacağı asıldır. 60 yaşından sonra elde edeceği yaşlılık
aylığını da diğer işçilerden daha fazla çaba harcayarak elde edeceğinden
yaşlılık aylığını aldığı dönemde de devam edecek olan maluliyeti nedeniyle
zarara uğramadığı düşünülemez. Kaldı ki, sigortalıya bağlanan yaşlılık
aylığında meslek hastalığı ve iş kazası kolundan alınan primlerin hiçbir etkisi
bulunmamakta tamamen uzun vadedeki sigorta kollarından ödenen primler sonucu
aylık bağlanmaktadır. Bu nedenlerle pasif döneminde zarar hesabına dahil
edilmesi ve yeraltı maden işçilerinin zararlarının tesbitinde 50 yaşın ikmaline
kadar yeraltındaki koşullar nazara alınarak yapılan ücretlerle, 50 ile 60
yaşları arasında yer üstünde tüm yıl asgari ücretle çalışıp gelir elde edeceği,
60 yaştan sonra bakiye ömrüne kadar ( pasif dönemde ), asgari ücret esas
alınarak yapılması gerekir.
Mahkemenin davacının zarar hesabında pasif dönemin
de hesaba dahil edileceğine ilişkin kabulü yerindedir. Ancak, hükme esas alınan
bilirkişi hesap raporunda, davacının 55 yaşına kadar çalışıp gelir elde
edebileceği belirtilerek 55 yaşına kadar aktif dönem zararı hesaplandığı gibi,
pasif dönem zararının da Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından sigortalılara
bağlanacak yaşlılık aylığı esas alınmak suretiyle hesaplandığı görülmektedir.
Hal böyle olunca, hesap raporunun hükme dayanak alınacak nitelikte olduğundan
söz edilemez.
Yapılacak iş, hüküm tarihine en yakın tarihte belli
olan veriler nazara alınarak yukarda açıklanan esaslara göre bilirkişiye zarar
hesabı yaptırılarak sonucuna göre karar vermektir. Mahkemece, bu maddi ve
hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve
yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
21.HD. 10.04.2008 E. 2007/20152 K. 2008/5565
(29) Davacının memur olması ve maaşında bir eksilme
meydana gelmemesi davacının maddi tazminat istemesine engel olamaz. Çünkü
davacı çalışma gücünü % 33.2 oranında kaybetmekle eski işini önceden olduğu
gibi yürütebilmek için daha fazla efor sarf etmek zorundadır. Zarar görenin
efor kaybı sebebiyle maddi tazminat istiyebileceği gerek öğretide gerekse
uygulamada kabul edilen bir olgudur.
Dava, trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi
ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı, 25.09.2004 tarihinde meydana
gelen trafik kazası sonucu, 25 gün mutad iştigaline engel olacak ve % 33.2
oranında meslekte kazanma gücünü kaybedecek derecede yaralanarak zarar
görmüştür. Mahkemece, Tokat İl Merkez Jandarma Komutanlığı'nın cevabi yazısına
göre, davacının maaş farkı olmadığı, sınıf değiştirmediği, gelir düzeyinde bir
farklılık olmadığı, yaralama ve sakatlanmadan dolayı gelir kaybına uğramadığı
gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı olay günü eşinin kullandığı araçta bulunduğu
sırada, yol yapım çalışmasını üstlenen davalı şirketin çalışmalarını, trafik
akımını ve güvenliğini bozmayacak şekilde yapmaması sonucu meydana gelen trafik
kazasında yaralanmıştır. Bu olayda davalı şirketin % 50 kusurlu olduğu
belirlenmiştir. Adli Tıp Kurumu 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 05.02.2007 tarihli
raporu ile davacının, çalışma gücünün % 33.2'sini kaybettiği belirlenmiştir.
Davacının memur olması ve maaşında bir eksilme meydana gelmemesi davacının
maddi tazminat istemesine engel olamaz. Çünkü davacı çalışma gücünü % 33.2
oranında kaybetmekle eski işini önceden olduğu gibi yürütebilmek için daha
fazla efor sarf etmek zorundadır. Zarar görenin efor kaybı sebebiyle maddi
tazminat isteyebileceği gerek öğretide gerekse uygulamada kabul edilen bir
olgudur. Bu nedenle davacının çalışma gücünün eksilmesinden kaynaklanan zararın
belirlenerek hüküm altına alınması gerekirken, reddine karar verilmesi usul ve
yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
4.HD. 03.03.2009, E.2008/6661 - K.2009/3087
KİŞİLERİN GÜNLÜK YAŞAMLARINI SÜRDÜRÜRLERKEN VE
YAŞLILIK YILLARINDA DA SAKATLIKLARI ORANINDA ZORLANACAK OLMALARI NEDENİYLE “GÜÇ
KAYBI TAZMİNATI” İSTEYEBİLECEKLERİNE İLİŞKİN
YARGITAY KARARLARI
(1) Davacı yaşadığı sürece maluliyeti nedeniyle daha
fazla güç (efor) sarf edecektir.
Dava, trafik kazasından doğan işgücü kaybı, yol
gideri ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının işgücü
kaybına yönelik isteği, 68 yaşında olduğu ve bir işde çalıştığına ilişkin delil
olmadığı gerekçe gösterilerek reddedilmiştir. Davacının olay nedeniyle %34
oranında maluliyete uğradığı sabittir. Yaşadığı sürece hayatını sürdürmek için
davacının maluliyeti nedeniyle daha fazla güç (efor) sarf edeceği açıktır. Bu
nedenle, davacının çalışma gücü kaybı zararı hesaplanmalıdır.
4.HD.28.12.1998, E.1998/7858 - K.1998/10906
(2) Beden gücü kaybına uğrayan davacı, emeklilik
döneminde de daha fazla güç sarfederek yaşamını sürdüreceğinden, pasif dönem
için de zarar hesabı yapılmalıdır.
Davacı beden gücü kaybı nedeniyle tazminat isteminde
bulunmuştur. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı memur olduğundan 65
yaşına dek hesaplama yapılmış, pasif dönem hesaplanmamıştır. Oysa davacı beden
gücü kaybı nedeniyle pasif dönemde de daha fazla efor sarfederek yaşamını devam
ettirecektir. Bu nedenle pasif dönemin de hesaplamada gözetilmesi gerekir.
4.HD.14.02.2002, E. 2001/10857 - K. 2002/1844
(3) Davacının beden gücü kaybı nedeniyle tazminatı
hesaplanırken (emeklilik (pasif) dönem zararı üzerinde de durulmak gerekir.
Davacı vekili, davacının oğlunun trenden inerken,
trenin ani hareket etmesi sonucu uğradığı kazada bacağını kaybettiğini, bundan
dolayı maddi ve manevi zararı olduğunu ileri sürerek dava açmıştır. Mahkeme
toplanan kanıtlara göre bir miktar maddi ve manevi tazminata hükmetmiş; davacı
vekili tazminat raporuna yaptığı itirazda davacı için hesaplanan tazminatın
sadece aktif döneme ilişkin olduğunu ve emeklilik (pasif) dönemine ilişkin
herhangi bir tazminat hesaplanmadığını bildirdiği halde, davacı vekilinin bu
itirazı üzerinde durulup, bilirkişiden bu konuda ek rapor alınmak ve sonucuna
göre hüküm kurulmak gerekirken, bu husus gözden kaçırılarak eksik inceleme ile
hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle davacı yararına
bozulması gerekmiştir.
11.HD.19.02.2001, E.2000/10331 - K.2001/1305
(4) Davacı beden gücü kaybı nedeniyle pasif dönemde
de daha fazla efor sarf ederek yaşamını sürdürecektir. Bu nedenle, pasif
dönemin de hesaplamada gözetilmesi gerekir.
Mahkemece, işçinin yaşı ve meslekte kazanma gücü
kayıp oranına göre ileride çalışıp yaşlılık aylığına hak kazanması üstün
olasılık içinde bulunduğu, bu nedenle zarar hesabına pasif dönemde elde edeceği
kazançların dahil edilmediği gerekçesine dayalı hesap bilirkişi raporunu esas
alarak yazılı şekilde karar vermesi usul ve yasaya aykırıdır. Gerçekten, davacı
beden gücü kaybı nedeniyle pasif dönemde de daha fazla efor sarf ederek
yaşamını sürdürecektir. Bu nedenle, pasif dönemin de hesaplamada gözetilmesi
gerekir.
21.HD.07.07.2004, E.2004/ 6281 - K.2004/ 6772
5) Davacı beden gücü kaybı nedeniyle pasif dönemde
de daha fazla efor sarf ederek yaşamını devam ettirecektir. Bu nedenle, pasif
dönemin de hesaplamada gözetilmesi gerekir.
Dava, iş kazası sonucu oluşan maluliyet nedeniyle
davacının uğramış olduğu zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Kusurun
aidiyet ve oranı ile maluliyet uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık
tazminatın belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
Mahkemenin açıklanan zarar ve tazminatın
hesaplanması yönteminde, işçinin yaşı ve oluşan meslekte kazanma gücü kayıp
oranına göre ileride çalışıp yaşlılık aylığına hak kazanması üstün olasılık
içinde bulunduğu bu nedenle zarar hesabına pasif dönemde elde edeceği
kazançların dahil edilmediği gerekçesine dayalı hesap bilirkişi raporunu esas
alarak yazılı şekilde karar vermesi usul ve yasaya aykırıdır.
Davacı beden gücü kaybı nedeniyle pasif dönemde de
daha fazla efor sarf ederek yaşamını devam ettirecektir. Bu nedenle, pasif
döneminde hesaplamada gözetilmesi gerekir.
Yapılacak iş, yeniden yukarıda belirtilen usule göre
aktif ve pasif dönemi kapsayacak şekilde hesap raporu alınarak sonuca gitmek ve
alınan rapor dosyadaki bilgi ve belgelerle değerlendirilerek bir karar
vermektir.
21.HD. 09.02.2006, E. 2005/11283 - K. 2006/969
(6) Davacı, çalışma gücünden kaybedecek biçimde
yaralandığına göre, iyileşme sürecinin tamamlanmasından sonraki döneme ilişkin
olarak aktif çalışma dönemi yanında, pasif dönem için de tazminat hesaplanması
gerekir.
Davacı, %24.2 oranda genel çalışma gücünden
kaybedecek biçimde yaralandığına göre, iyileşme sürecinin tamamlanmasından
sonraki döneme ilişkin olarak aktif çalışma dönemi yanında, pasif dönem için de
tazminat hesaplanması gerekir. Yerel mahkemenin, yerinde görülmeyen bilirkişi
düşüncesine göre bu istemin reddedilmiş olması da doğru olmadığından karar bu
nedenle de bozulmalıdır.
4.HD. 30.06.2004, E. 2004/1812 - K. 2004/8531
(7) Emekliye ayrılan işçi, yaşlılık döneminde hiç
çalışmasa da günlük yaşamında daha fazla fiziksel çaba harcayacağından, pasif
dönem zararı da hesaplanmalıdır.
Bilinmelidir ki, işçi yaşlılık aylığı alsa da
ülkemiz koşullarına göre alacağı aylık yetmeyeceğinden pasif dönemde de
çalışacaktır. Pasif dönemde hiç çalışmasa da günlük yaşamsal faaliyetinde dahi
diğer işçilerden daha fazla fiziksel çaba harcayacaktır. Sigortalının 60
yaşından sonra yaşlılık aylığını aldığı dönemde de devam edecek olan maluliyeti
nedeniyle zarara uğramadığının kabulü isabetsizdir. Bu nedenlerle pasif
döneminin de zarar hesabına dahil edilmesi gerekirken, pasif dönem zararı
dışlanmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması de usul ve yasaya aykırı
olup bozma nedenidir.
21.HD. 05.04.2007 E. 2006/17139 K. 2007/5679
EV KADINLARININ KENDİ EV HİZLETLERİNİ YAPARLARKEN,
SAKATLIKLARI ORANINDA ZORLANACAK OLMALARI NEDENİYLE
TAZMİNAT İSTEYEBİLECEKLERİNE İLİŞKİN KARARLAR
(1) Ev kadını olan davacının normal yaşama
süresince, ev işlerini ve hizmetlerini yürütürken, beden gücündeki eksilme
nedeniyle sarfedeceği fazla efor karşılığı hesap ettirilip, bulunacak maddi
tazminatın ödetilmesine karar verilmelidir.
Dava dilekçesinde, trafik olayı sonucu sol gözünün
8/10 görme gücünü yitiren davacının bu yüzden gelir kaybı olarak uğradığı zarar
karşılığının ödetilmesi istenilmiştir. Böylece sol gözdeki görmemenin genel
beden gücünde doğuracağı eksilme nedeniyle davacının bir zarara uğradığı
iddiasına yer verilmiş demektir. Evlenen ve evine çekilen davacının ev işleri
ve hizmetlerini yürütürken bu beden gücündeki eksilme nedeniyle fazla efor
sarfetmesi karşılığı olarak maddi tazminatın ödetilmesine hak kazandığı kabul
edilebilir ki, yerel mahkemece dayanılan bilirkişi raporunda, 26 yaşından 60
yaşına değin "gelir kaybına" uğradığından hareketle maddi tazminatın
belirlenmesi, davacının evlenip evine çekilmesi gerçeği ile bağdaşmamıştır.
Öyleyse mahkemece yapılacak iş, sol gözdeki
görmemenin genel beden gücünde yaratacağı eksilmeyi usulüne göre saptamak ve davacının
normal yaşama süresinde ev işlerini ve hizmetlerini yürütürken bu beden
gücündeki eksilme nedeniyle sarfedeceği fazla efor karşılığını hesap ettirip
peşin sermaye değerine indirilmesi yoluyla bulunacak maddi tazminatın
ödetilmesine karar vermekten ibarettir. Böyle bir durumu yansıtmayan bilirkişi
raporu doğrultusunda karar verilmesi yerinde olmadığından, davalılar vekilinin
temyiz itirazları yalnızca bu yönden kabul edilmeli ve hüküm davalılar yararına
bozulmalıdır.
15.HD. 20.10.1975, E. 1975/3787- K. 1975/4103 (YKD.
1976/6-879)
(2) Ev kadını yönünden zararın saptanmasında yaşam
süresi gözönüne alınmalıdır. Evinin hizmeti yönünden çalışma gücündeki kaybın
yaşam süresince devam edeceğinin kabulü gerekir.
Davacının kazada yaralanma sonucu malul kalan kızı
Z.Ö.'in Adli Tıp İhtisas Kurulundan verilen raporla %13 oranında çalışma gücünü
kaybettiği saptanmıştır.
Halen reşit bulunmayan ve belli bir meslek edinmemiş
olan küçük Z.Ö.'in bilirkişi incelemesinin yapıldığı tarihe kadar gerçek ve bu
tarihten sonraki ileriye yönelik olarak muhtemel zararının bilirkişi
incelemesinin yapılacağı tarih itibariyle geçerli asgari ücret üzerinden
hesaplanması Yargıtay'ın yerleşmiş kuralıdır. Mahkemece yaptırılan bilirkişi
incelemesinde bu kurala uyulmuş ise de, ev kadını olarak hesaplanan muhtemel
zarar yönünden faal çalışma süresi 55 yaş üzerinden hesaplama yapılmışıtr. Oysa
evinin hizmeti yönünden çalışma gücündeki kaybın yaşam. süresince devam
edeceğinin kabulü gerekir. Küçük Z.'in ömür sürecinin P.M.F. tablosu gözetilerek
saptanmalı, raporda kabul edildiği şekilde 18 yaşından itibaren ömür boyunca
devam edecek çalışma gücü kaybından doğan zararı hesaplanmalıdır.
Bu durumda mahkemece yeniden uzman bilirkişi
incelemesi yaptırılarak alınacak rapor tarihine kadar geçen süre için gerçek
zararın ve bu tarihten sonra yaşam sürecindeki muhtemel zararının da rapor
tarihindeki asgari ücret gözetilerek hesaplanması ve nihai zararın saptanması
gerekmektedir.
Yukarıda yazılı nedenlerle davacının karar düzeltme
isteminin kabulü ile Dairemizin 19.4.1993 tarih 92/7/61-93/2936 sayılı ilamına
anılan bentlerin bozma nedeni olarak ilavesine 14.10.1993 gününde oybirliğiyle
karar verildi.
19.HD.14.10.1993, E.1993/7605 - K.1993/6582 (İBD.
2001/3-939)
(3) Davacının yaşam süresi sonuna kadar “ev kadını”
olarak yaşamını sürdüreceği ve sakatlığı oranında fazla güç harcayacağı kabul
edilerek asgari ücret baz alınmak suretiyle, zararının hesaplatılması gerekir.
Davacının emeklilik yaşından başlayarak yaşam süresi
sonuna kadar geçecek pasif dönem içinde “ev kadını” olarak yaşamını sürdüreceği
ve maluliyeti oranında fazla efor sarfedeceği kabul edilerek asgari ücret baz
alınmak suretiyle pasif dönem zararının uzman bilirkişiye hesaplattırılarak
uygun bir sonuç dairesinde bir karar verilmek gerekirken yazılı şekilde bu
konudaki istemin reddi doğru görülmemiştir.
19.HD.03.10.1995, E.1995/1076 – K.1995/7783 (Şişli
1.As. Huk. Mah. 1994/464-765)
(4) Ev kadını trafik olayı nedeniyle yaralanmıştır.
Bu yaralanma sonucu istenen tazminat, ev kadınının ölüm tarihine kadar
çalışacağı kabul edilerek hesaplanmalıdır.
11. HD. 27.06.1996, 3356-4735 (G.Eriş, Kara Taşıma
Hukuku, sf.722,no:253)
(5) Davacının ev kadını olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece %16 oranında iş gücü kaybına uğrayan davacının pasif dönemde de bu
durumdan zarar göreceği düşünülmeden, 506 sayılı Yasada kadınlar için emeklilik
yaşı olarak belirlenen 58 yaşına kadar tazminat hesabı yapılması doğru
olmamıştır.
11.HD.03.07.2006, E.2005/7647- K.2006/7791
(S.Çelik-M.Lale, Sigorta Hukuku,sf.1015)
İŞÇİ, YAŞLILIK AYLIĞINI DAHA FAZLA GÜÇ (EFOR)
HARCAYARAK
ELDE EDECEĞİNDEN, PASİF DÖNEM ZARARININ DA
HESAPLANMASI
GEREKECEĞİNE İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI
(1) İşgücü kaybına uğrayan işçi, yaşlılık aylığını
daha fazla çaba harcayarak elde edeceğinden, pasif dönemin de hesaplamada
gözetilmesi gerekir.
İş kazası sonucu meslekte kazanma güç kaybına
uğrayan sigortalının, ilerde çalışıp yaşlılık aylığına hak kazanması üstün
olasılık içinde bulunması durumunda da zarar hesabında pasif dönemin hesaba
dahil edilmesi gerekir. İşgöremezlik kaybına uğrayan işçinin aynı işinde
çalışmaya devam etse dahi diğer işçilerden daha fazla çaba harcayacağı asıldır.
60 yaşından sonra elde edeceği yaşlılık aylığını da diğer işçilerden daha fazla
çaba harcayarak elde edeceğinden, yaşlılık aylığını aldığı dönemde de devam
edecek maluliyeti nedeniyle zarara uğradığının kabulü gerekir.
21.HD.22.06.2004, 5352-6075
(2) Meslek hastalığı sonucu malul kalan işçinin aynı
işinde çalışmaya devam etmesi halinde diğer işçilerden daha fazla çaba harcayacağı
asıldır. Yaşlılık aylığını diğer işçilerden daha fazla çaba harcayarak elde
edecek olması nedeniyle de, pasif dönemin zarar hesabına katılması gerekir.
Zarar ve tazminatın hesaplanması yönteminde, işçinin
yaşlılık aylığı alması, yaşı ve meslekte kazanma gücü kayıp oranına göre
ileride çalışıp yaşlılık aylığına hak kazanması üstün olasılık içinde bulunması
durumunda dahi zarar hesabında pasif dönemin hesaba dahil edilmesi gerekir.
Meslek hastalığı sonucu malul kalan işçinin aynı işinde çalışmaya devam etmesi
halinde diğer işçilerden daha fazla çaba harcayacağı asıldır. 60 yaşından sonra
alacağı yaşlılık aylığını diğer işçilerden daha fazla çaba harcayarak elde
edecek olan işçinin, yaşlılık aylığını aldığı dönemde de devam edecek olan
maluliyeti nedeniyle zarara uğradığının kabulü gerekir. Sigortalıya bağlanan
yaşlılık aylığında meslek hastalığı ve iş kazası kolundan alınan primlerin
hiçbir etkisi bulunmayıp uzun vadedeki sigorta kollarından ödenen primler
sonucu aylık bağlandığından, pasif dönemin de zarar hesabına dahil edilmesi
gerekir.
21.HD.11.12.2006, E. 2006/16464 - K. 2006/15348
(3) Tazminat hesabında, işçinin aktif ve pasif
dönemde elde edeceği kazançlar toplamı esas alınmalıdır.
Davacı işçi, davalıya ait inşaat işyerinde
çalışırken yüksekten düşerek % 17 oranında meslekte kazanma gücünü yitirmiştir.
Maddi tazminat miktarının, işçinin olay tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak
aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluştuğu açıktır.
İşçinin ilerde çalışıp yaşlılık aylığına hak kazanması üstün olasılık içinde
bulunduğu, bu nedenle zarar hesabına pasif dönemde elde edeceği kazançların
dahil edilmediği gerekçesine dayalı hesap bilirkişi raporu esas alınarak yazılı
şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
21.HD. 12.10.2004, 7811-8395
(4) İşçinin, iş görebilme çağı sonrası pasif devrede
de zarara uğrayacağı, yaşlılık aylığıyla karşılanmayan bakiye bir zararının
bulunduğu kabul edilerek, pasif dönem zararının da hesaplanması gerekir.
Sorumluluk hukukunun amacı, zarar görenin uğramış
olduğu gerçek zararı gidermek, kaybolan bir değeri yerine, nitelik veya
nicelikçe benzer bir değeri koymaktır.
Vücut bütünlüğü ihlali, bazı hallerde çalışma gücüne
olumsuz etkide bulunmaktadır. Çalışma gücü kaybı olarak ifade edilen bu etki,
işgücünün gelir getirici şekilde kullanımının tamamen yok olması yada azalması
niteliğinde olup, işgücü kaybı yada azalmasından kaynaklanan ekonomik sonuçlar,
zararı oluşturmaktadır.Kural olarak işveren, işçinin iş kazasından doğan tüm
zararını karşılamak durumundadır.
Sosyal Güvenlik Kurumu’nca sağlanan sigorta
yardımları, kimi durumlarda işçinin uğradığı zararı tümüyle karşılamaktan
uzaktır. Bunun nedeni, sigorta yardımlarının, iş kazasının ortaya çıkardığı
zarar dikkate alınarak değil, aktüeryal dengeler de gözetilerek, yasaların
öngördüğü sınırlar uyarınca belirlenmiş olmasıdır.
Belirtilen nedenlerle, davacı işçinin, iş görebilme
çağı sonrası olarak da ifade edilen pasif devrede de zarara uğrayacağı,
yaşlılık aylığıyla karşılanmayan bakiye bir zararının bulunduğu kabul edilerek;
ileride yaşlılık aylığına hak kazanma olasılığı üzerinde durulmadan, pasif
dönem zarar hesabının yaptırılması gerekmektedir.
Yukarıda belirtilen olgular dikkate alındığında
Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak
gerekirken,önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.Bu nedenle
direnme kararı bozulmalıdır.
HGK. 07.03.2007, E. 2007/21-112 - K. 2007/114
(5) Davacının maddi zararı belirlenirken pasif dönem
zararının da hesaplanması gerekir.
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi
ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.Davanın niteliği
göz önünde tutularak davacıya meslekte kazanma güç kayıp oranının saptanması ve
buna bağlı olarak Kurumdan gelir bağlanması için Sosyal Güvenlik Kurumu ve
işveren aleyhine tespit davası açması için önel verilmek ve verilen önelin
sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Öte yandan, davacının maddi zararı belirlenirken
pasif dönem zararının da hesaplanması gerekirken aksi yöndeki bilirkişi raporuna
dayanılarak karar verilmiş olması da mahkemenin kabul şekli bakımından hatalı
olmuştur.
21.HD.15.05.2008, E. 2007/23396 - K. 2008/7923
(6) İşçinin, ilerde çalışıp yaşlılık aylığına hak
kazanması üstün olasılık içinde bulunması durumunda dahi pasif dönemin hesaba
dahil edilmesi gerekir.
Davacı, meslek hastalığı sonucu maluliyetinden doğan
maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Kusur
oranı ile %43.84 işgöremezlik uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık,
tazminatın belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
İşçinin yaşlılık aylığı alması veya işçinin yaşı ve
meslekte kazanma gücü kayıp oranına göre ilerde çalışıp yaşlılık aylığına hak
kazanması üstün olasılık içinde bulunması durumunda da zarar hesabında pasif
dönemin hesaba dahil edilmesi gerekir. Meslek hastalığı sonucu malul kalan
işçinin aynı işinde çalışmaya devam etse dahi diğer işçilerden daha fazla çaba
harcayacağı asıldır. 60 yaşından sonra elde edeceği yaşlılık aylığını da diğer
işçilerden daha fazla çaba harcayarak elde edeceğinden, yaşlılık aylığını
aldığı dönemde de devam edecek maluliyeti nedeniyle zarara uğramadığının kabulü
isabetsiz olur. Kaldı ki, sigortalıya bağlanan yaşlılık aylığında meslek
hastalığı veya iş kazası kolundan alınan primlerin hiçbir etkisi bulunmamakta
olup, tamamen uzun vadedeki sigorta kollarından ödenen primler sonucu aylık
bağlanmaktadır. Bu nedenlerle pasif dönemin de zarar hesabına dahil edilmesi
gerekir. 21.HD.01.12.2003, 9447-9700
(7) İşçinin yaşı ve işçide oluşan meslekte kazanma
gücü kayıp oranına göre ileride çalışıp yaşlılık aylığına hak kazanması üstün
olasılık içinde bulunmadığı nazara alınmaksızın, zarar hesabında pasif dönemde
elde edeceği kazançların hesaplanmamış olması hatalıdır.
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi
ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. İşçinin yaşı ve
işçide oluşan %43,2 meslekte kazanma güç kayıp oranına göre ileride çalışıp
yaşlılık aylığına hak kazanması üstün olasılık içinde bulunmadığı nazara
alınmaksızın zarar hesabında pasif dönemde elde edeceği kazançların
hesaplanmamış olması isabetsizdir.
Yapılacak iş, davacıda oluşan sürekli işgörmezlik
oranı ve yaşı nazara alındığında ileride çalışıp yaşlılık aylığına hak
kazanamayacağı, başka bir anlatımla, pasif dönemde yaşlılık aylığından elde
edeceği gelirden mahrum kalacağı nazara alınarak 60 yaşından sonra (pasif)
dönem için de zarar hesabı yapılmasından ibarettir.Mahkemece bu maddi ve hukuki
olgular gözönünde tutulmaksızın pasif dönem için zarar hesabı yapılmaksızın
yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
21.HD.28.5.1998, E.1998/3903 - K.1998/3927
(8) İşçinin yaşlılık aylığı alması veya işçinin yaşı
ve işçide oluşan meslekte kazanma gücü kayıp oranına göre, ilerde çalışıp
yaşlılık aylığına hak kazanması üstün olasılık içinde bulunması durumunda da,
zarar hesabında pasif dönemin hesaba dahil edilmesi gerekir.
Dava, iş kazası sonucu sürekli işgöremezlik kaybına
uğrayan davacının zararının giderilmesi istemine ilişkindir. İşçinin yaşlılık
aylığı alması veya işçinin yaşı ve işçide oluşan meslekte kazanma gücü kayıp
oranına göre ilerde çalışıp yaşlılık aylığına hak kazanması üstün olasılık
içinde bulunması durumunda da zarar hesabında pasif dönemin hesaba dahil
edilmesi gerekir. İş kazası sonucu malul kalan işçinin aynı işinde çalışmaya
devam etse dahi diğer işçilerden daha fazla çaba harcayacağı asıldır. 60
yaşından sonra elde edeceği yaşlılık aylığını da diğer işçilerden daha fazla
çaba harcayarak elde edeceğinden, yaşlılık aylığını aldığı dönemde de devam
edecek olan maluliyeti nedeniyle zarara uğradığının kabulü gerekir. Kaldı ki,
sigortalıya bağlanan yaşlılık aylığında meslek hastalığı veya iş kazası
kolundan alınan primlerin hiçbir etkisi bulunmamakta olup, tamamen uzun
vadedeki sigorta kollarından ödenen primler sonucu aylık bağlanmaktadır. Bu
nedenlerle pasif dönemin de zarar hesabına dahil edilmesi gerekir. Pasif dönem
zararının da bilinmeyen döneme ilişkin olması nedeniyle aktif dönemdeki
yöntemle belirlenecek yaşlılık aylığı alacağı dönemdeki gelire göre zararın
hesaplanıp iskonto katsayısı uygulanması gerekir.
21.HD.02.11.2004, E.2004/9603 – K.2004/9223
(9) Davacı, beden gücü kaybı nedeniyle pasif dönemde
de daha fazla efor sarf ederek yaşamını sürdürecektir. Bu nedenle, pasif
dönemin de hesaplamada gözetilmesi gerekir.
Dava, iş kazası sonucu oluşan maluliyet nedeniyle
davacının uğramış olduğu zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Kusurun
aidiyet ve oranı ile maluliyet uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık
tazminatın belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
Tazminat miktarı, işçinin olay tarihindeki bakiye
ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından
oluştuğu açıktır. Başka bir anlatımla, işçinin günlük net geliri tespit
edilerek bilinen dönemdeki kazancı mevcut veriler nazara alınarak iskontolama
ve artırma işlemi yapılmadan hesaplanacağı, bilinmeyen dönemdeki kazancın ise,
yıllık olarak % 10 artırılıp, % 10 iskontoya tabi tutulacağı, 60 yaşma kadar (
aktif )dönemde 60 yaşından sonrada bakiye ömrüne kadar ( pasif )dönemde elde
edeceği kazançların ortalama yöntemine başvurulmadan her yıl için ayrı ayrı
hesaplanacağı Yargıtay'ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir.
Mahkemenin açıklanan zarar ve tazminatın
hesaplanması yönteminde, işçinin yaşı ve oluşan meslekte kazanma gücü kayıp
oranına göre ileride çalışıp yaşlılık aylığına hak kazanması üstün olasılık
içinde bulunduğu bu nedenle zarar hesabına pasif dönemde elde edeceği
kazançların dahil edilmeyeceği gerekçesine dayalı hesap bilirkişi raporunu esas
alarak yazılı şekilde karar vermesi usul ve yasaya aykırıdır.
Gerçekten, davacı beden gücü kaybı nedeniyle pasif
dönemde de daha fazla efor sarf ederek yaşamını devam ettirecektir. Bu nedenle,
pasif döneminde hesaplamada gözetilmesi gerekir.
Yapılacak iş, yeniden yukarıda belirtilen usule göre
aktif ve pasif dönemi kapsayacak şekilde hesap raporu alınarak sonuca gitmek ve
alınan rapor dosyadaki bilgi ve belgelerle değerlendirilerek bir karar
vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde
tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma
nedenidir.
21.HD. 09.02.2006, E. 2005/11283 - K. 2006/969
(10) İş kazası sonucu malul kalan işçi, pasif
dönemde hiç çalışmasa da günlük yaşamını sürdürürken diğer işçilerden daha
fazla fiziksel çaba harcayacaktır. Bu nedenle, pasif dönemin de zarar hesabına
katılması gerekir.
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi
ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Dava zararlandırıcı sigorta olayı sonucu % 12.1
oranında meslekte kazanma gücünü kaybeden sigortalının maddi ve manevi
zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının 2/3 oranında çalışma gücünü
kaybetmediğinden pasif devre zararının oluşmadığı kabul edilerek, hesap
bilirkişinin raporunda hesaplanan zarardan pasif devre zararı dışlanmak
suretiyle davacının maddi zararı belirlenerek maddi tazminata yönelik istemin
kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmiş ise de varılan bu sonuç hatalı
olmuştur.
Sigortalının meslekte kazanma güç kayıp oranı
uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık tazminatın belirlenmesi noktasında
toplanmaktadır. Tazminatın saptanmasında, zarar ve tazminata doğrudan etkili
olan işçinin net geliri, bakiye ömrü, iş görebilirlik çağı, iş göremezlik ve
kusur oranlan, Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından bağlanan peşin sermaye
değeri gibi tüm verilerin hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde
öncelikle belirlenmesi gerektiği tartışmasızdır. Diğer taraftan tazminat
miktarı; işçinin rapor tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak, aktif ve pasif
dönemde, elde edeceği kazançlar toplamından oluştuğu da uygulama ile
bilinmektedir. Kuşkusuz, açıklanan zarar ve tazminatın hesaplanması yönteminde,
işçinin yaşlılık aylığı alma olasılığı veya işçinin yaşı ve işçide oluşan
meslekte kazanma gücü kayıp oranına göre ileride çalışıp yaşlılık aylığına hak
kazanmasının imkan dahilinde bulunması durumunda da zarar hesabında pasif
dönemin hesaba dahil edilmesi gerekir.
Bilinmelidir ki, işçi yaşlılık aylığı alsa da
ülkemiz koşullarına göre alacağı aylık yetmeyeceğinden pasif dönemde
çalışacaktır. Pasif dönemde hiç çalışmasa da günlük yaşamsal faaliyetinde dahi
diğer işçilerden daha fazla fiziksel çaba harcayacaktır. Sigortalının 60
yaşından sonra yaşlılık aylığını aldığı dönemde de devam edecek olan maluliyeti
nedeniyle zarara uğramadığının kabulü isabetsizdir. Bu nedenlerle pasif
döneminin de zarar hesabına dahil edilmesi gerekirken, pasif dönem zararı
dışlanmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması de usul ve yasaya aykırı
olup bozma nedenidir.
21.HD.05.04.2007, E. 2006/17139 - K. 2007/5679
(11) Davacı beden gücü kaybı nedeniyle pasif dönemde
de daha fazla efor sarf ederek yaşamını sürdürecektir. Bu nedenle, pasif dönemin
de hesaplamada gözetilmesi gerekir.
Mahkemece, işçinin yaşı ve meslekte kazanma gücü
kayıp oranına göre ileride çalışıp yaşlılık aylığına hak kazanması üstün
olasılık içinde bulunduğu, bu nedenle zarar hesabına pasif dönemde elde edeceği
kazançların dahil edilmediği gerekçesine dayalı hesap bilirkişi raporunu esas
alarak yazılı şekilde karar vermesi usul ve yasaya aykırıdır. Gerçekten, davacı
beden gücü kaybı nedeniyle pasif dönemde de daha fazla efor sarf ederek
yaşamını sürdürecektir. Bu nedenle, pasif dönemin de hesaplamada gözetilmesi
gerekir.
21.HD.07.07.2004, E.2004/ 6281 - K.2004/ 6772
(12) İş kazası sonucu malul kalan işçinin, meslekte
kazanma gücü kayıp oranına göre ileride çalışıp yaşlılık aylığına hak kazanması
üstün olasılık içinde bulunması durumunda dahi, pasif dönemin hesaba dahil
edilmesi gerekir.
Dava iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan
davacı işçinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiştir.
Bu tür davalarda, tazminat miktarı, işçinin rapor
tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği
kazançlar toplamından oluşmaktadır.Kuşkusuz, açıklanan tazminatın hesaplanması
yönteminde,işçinin yaşı ve oluşan meslekte kazanma gücü kayıp oranına göre
ileride çalışıp yaşlılık aylığına hak kazanması üstün olasılık içinde bulunması
durumunda da pasif dönemin zarar hesabına dahil edilmesi gerekir.
İş kazası sonucu malul kalan işçinin aynı işinde
çalışmaya devam etse dahi diğer işçilerden daha fazla çaba harcayacağı asıldır.
60 yaşından sonra elde edeceği yaşlılık aylığını da diğer işçilerden daha fazla
çaba harcayarak elde edeceğinden yaşlılık aylığını aldığı dönemde de devam
edecek olan maluliyeti nedeniyle zarara uğramadığı düşünülemez. Kaldı ki,
sigortalıya bağlanan yaşlılık aylığında meslek hastalığı ve iş kazası kolundan
alınan primlerin hiçbir etkisi bulunmamakta tamamen uzun vadedeki sigorta
kollarından ödenen primler sonucu aylık bağlanmaktadır. Bu nedenlerle pasif
döneminde zarar hesabına dahil edilmesi ve yeraltı maden işçilerinin
zararlarının tesbitinde 50 yaşın ikmaline kadar yeraltındaki koşullar nazara
alınarak yapılan ücretlerle, 50 ile 60 yaşları arasında yer üstünde tüm yıl
asgari ücretle çalışıp gelir elde edeceği, 60 yaştan sonra bakiye ömrüne kadar
(pasif dönemde), asgari ücret esas alınarak yapılması gerekir.
Mahkemenin davacının zarar hesabında pasif döneminde
hesaba dahil edileceğine ilişkin kabulü yerindedir. Ancak hükme esas alınan
bilirkişi hesap raporunda pasif dönem zararının Sosyal Sigortalar Kurumunca
sigortalılara bağlanacak azami yaşlılık aylığı esas alınmak suretiyle hesaplama
yapıldığı görülmektedir. Hal böyle olunca hesap raporunun hükme dayanak
alınacak nitelikte olduğundan söz edilemez.
Yapılacak iş; sürekli iş göremezlik zararı ve
aktüerya hesabı konusunda uzman bir bilirkişi seçmek, bilirkişinin seçimine
ilişkin ara kararında seçilen bilirkişinin kimliğini, eğitim ve uzmanlık durumu
ile diğer gerekli niteliklerini açıkça belirtmek, hüküm tarihine en yakın
tarihte belli olan veriler nazara alınarak yukarda açıklanan esaslara göre
bilirkişiye zarar hesabı yaptırılarak sonucuna göre karar vermektir.
Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına
oybirliğiyle karar verildi.
21.HD. 03.05.2007 E.2007/2485 K.2007/7459
(13) İş kazası sonucu malul kalan işçinin aynı
işinde çalışmaya devam etse dahi diğer işçilerden daha fazla çaba harcayacağı
asıldır. 60 yaşından sonra elde edeceği yaşlılık aylığını da diğer işçilerden
daha fazla çaba harcayarak elde edeceğinden yaşlılık aylığını aldığı dönemde de
devam edecek olan maluliyeti nedeniyle zarara uğramadığı düşünülemez.
Bu nedenlerle pasif döneminde zarar hesabına dahil
edilmesi ve 60 yaştan sonra bakiye ömrüne kadar (pasif dönemde), asgari ücret
esas alınarak hesap yapılması gerekir.
Dava, iş kazası sonucu beden ve işgücü kaybına
uğrayan davacının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bu tür davalarda, tazminat miktarı işçinin rapor
tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği
kazançlar toplamından oluşmaktadır. Başka bir anlatımla, işçinin günlük brüt
geliri tespit edilerek bilinen dönemdeki kazancı mevcut veriler nazara alınarak
iskontolama ve artırma işlemi yapılmadan hesaplanacağı, bilinmeyen dönemdeki
kazancının ise, 60 yaşa kadar yıllık olarak %10 artırılıp % 10 iskontoya tabi
tutulacağı, 60 yaşından sonrada bakiye ömrü kadar (pasif) dönemde elde edeceği
kazançların ortalama yönteme başvurulmadan, her yıl için ayrı ayrı
hesaplanacağı Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir. Kuşkusuz, açıklanan
tazminatın hesaplanması yönteminde, işçinin yaşlılık aylığı almaya veya işçinin
yaşı ve oluşan meslekte kazanma gücü kayıp oranına göre ileride çalışıp
yaşlılık aylığına hak kazanması üstün olasılık içinde bulunması durumunda da
zarar hesabında pasif dönemin hesaba dahil edilmesi gerekir.
Kaldı ki, sigortalıya bağlanan yaşlılık aylığında
meslek hastalığı ve iş kazası kolundan alınan primlerin hiçbir etkisi
bulunmamakta tamamen uzun vadedeki sigorta kollarından ödenen primler sonucu
aylık bağlanmaktadır.
Somut olayda Mahkemenin davacının zarar hesabında
pasif dönemi de hesaba dahil edeceğine ilişkin kabulü yerindedir. Ancak hükme
esas alınan bilirkişi hesap raporunda pasif 0dönem zararının Sosyal Sigortalar
Kurumunca sigortalılara bağlanacak yaşlılık aylığı esas alınmak suretiyle
hesaplanma yapıldığı görülmektedir. Hal böyle olunca pasif döneme ilişkin
yapılan hesapta asgari ücret esas alınarak hesap yapılmadığı için hesap
raporunun hükme dayanak alınacak nitelikte olduğundan söz edilemez. Diğer
yandan olayın oluş şekline, müterafik kusur oranlarına, davacının duyduğu elem
ve ızdırabın derecesine, tarafların sosyal ve ekonomik durumuna, 26.06.1966 gün
1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın içeriğine ve öngördüğü
koşulların somut olayda gerçekleşme biçimine ve hak ve nesafet kurallarına
göre, davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı azdır.
Yapılacak iş, hükmedilen manevi tazminat miktarının
az olduğu kabul edilerek yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda davacının bu
konudaki talebini yeniden değerlendirmek, hüküm tarihine en yakın tarihte belli
olan veriler nazara alınarak, pasif dönemde ücretin asgari ücret olduğu kabul
edilerek ve açıklanan esaslara göre bilirkişiye zarar hesabı yaptırılarak
sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin
yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma
nedenidir. O halde davalının ve davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları
kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
21.HD. 23.06.2008, E.2008/3536 K.2008/9673
(14) İş kazası sonucu malul kalan işçinin aynı
işinde çalışmaya devam etse dahi diğer işçilerden daha fazla çaba harcayacağı
asıldır. Ayrıca 60 yaşından bakiye ömrünün sonuna kadar olan pasif dönemin de
asgari ücret üzerinden hesaplanması gerekir.
Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe
uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine
ilişkindir.Tazminatın hesaplanması yönteminde, işçinin yaşlılık aylığı almaya
veya yaşı ve oluşan meslekte kazanma gücü kayıp oranına göre ileride çalışıp
yaşlılık aylığına hak kazanması üstün olasılık içinde bulunması durumunda da
zarar hesabında pasif dönemin hesaba dahil edilmesi gerekir. İş kazası sonucu malul
kalan işçinin aynı işinde çalışmaya devam etse dahi diğer işçilerden daha fazla
çaba harcayacağı asıldır. 60 yaşından sonra elde edeceği yaşlılık aylığını da
diğer işçilerden daha fazla çaba harcayarak elde edeceğinden yaşlılık aylığını
aldığı dönemde de devam edecek olan maluliyeti nedeniyle zarara uğramadığı
düşünülemez. Kaldı ki, sigortalıya bağlanan yaşlılık aylığında meslek hastalığı
ve iş kazası kolundan alınan primlerin hiçbir etkisi bulunmamakta tamamen uzun
vadedeki sigorta kollarından ödenen primler sonucu aylık bağlanmaktadır. Bu
nedenlerle pasif döneminde zarar hesabına dahil edilmesi ve yeraltı maden
işçilerinin zararlarının tesbitinde 50 yaşın ikmaline kadar yeraltındaki
koşullar nazara alınarak yapılan ücretlerle, 50 ile 60 yaşları arasında yer
üstünde tüm yıl asgari ücretle çalışıp gelir elde edeceği, 60 yaştan sonra
bakiye ömrüne kadar ( pasif dönemde ), asgari ücret esas alınarak yapılması
gerekir.
Mahkemenin davacının zarar hesabında pasif dönemin
de hesaba dahil edileceğine ilişkin kabulü yerindedir. Ancak, hükme esas alınan
bilirkişi hesap raporunda, davacının 55 yaşına kadar çalışıp gelir elde
edebileceği belirtilerek 55 yaşına kadar aktif dönem zararı hesaplandığı gibi,
pasif dönem zararının da Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından sigortalılara
bağlanacak yaşlılık aylığı esas alınmak suretiyle hesaplandığı görülmektedir.
Hal böyle olunca, hesap raporunun hükme dayanak alınacak nitelikte olduğundan
söz edilemez.
Yapılacak iş, hüküm tarihine en yakın tarihte belli
olan veriler nazara alınarak yukarda açıklanan esaslara göre bilirkişiye zarar
hesabı yaptırılarak sonucuna göre karar vermektir. Mahkemece, bu maddi ve
hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve
yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
21.HD. 10.04.2008 E. 2007/20152 K. 2008/5565
Çelik Ahmet Çelik
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder